SON YAZILAR
latest

Yaşamın içinden

yaşam/block-3

sağlıklı yaşam

sağlıklı yaşam/block-1

Kadın Sağlığı

Kadın Sağlığı/block-3

aşk oyunları

aşk oyunları/block-6

sağlıklı yiyecekler

sağlıklı yiyecekler/block-3

moda

moda/block-2

güzellik sırları

güzellik sırları/block-3

diyet zayıflama

diyet zayıflama/block-4

Ruh Sağlığı

Ruh Sağlığı/block-6

Son yazılar

Sağlıklı yaşamın altın kuralları neler?

Sağlıklı yaşamın altın kuralları listesi yapılmak istense kuşkusuz en başta temizlik, düzenli uyku, uyku ve stressiz bir yaşam gelecektir.

Temizliğe dikkat etmek, düzenli uyku uyumak, stresten uzak durmak ve sağlıklı bir cinsel yaşam sağlıklı bir yaşam için altın kurallar olsa da sadece bu kurallar yeterli değil.

Kalbi korumak, alkol ve sigaradan uzak durmak, beslenmeye özen göstermek ve spor yapmak gibi daha birçok madde daha sağlıklı yaşamın altın kuralları listesine eklenebilir.

Temizlikten uyku düzenine, stresten uzak durmadan cinsel yaşama sağlıklı yaşamın birçok kuralı olduğunu belirten TOBB ETÜ Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Rahşan Turan, haftada 1 gün de olsa şehirden uzaklaşmayı ve doğayla baş başa olmayı öneriyor.

Sağlıklı yaşam için olmazsa olmazlar

Vücudun hasta düşmemesi, esenlik ve sıhhat durumu iyiliğinin sağlıklı olmayı anlattığını ifade eden Dr. Rahşan Turan, "Sağlıklı yaşam ise kişinin temizliğine ve beslenmesine dikkat etmesi, spor yapması ile birlikte yaz-kış aylarında hastalıklara yakalanmadan yaşamını idame ettirebilmesidir. Sağlıklı yaşam kişinin olmazsa olmazlarındandır." diye konuştu.

Sağlığınızı korumak için bunlara dikkat edin

Egzersiz, kalp sağlığı ve beslenme ilişkisinin önemine dikkat çeken Dr. Turan, sağlıklı bir yaşam için uyulması gerekenler ve kuralları şöyle sıraladı;

- Spor yapmaya özen gösterilmeli.
- Sağlıklı beslenmeli; yağlı yemekler ve aşırı yemek yenmemeli, Sabah kahvaltısı mutlaka yapılmalı, meyve-sebze tüketimine özen gösterilmeli.
- Alkol ve sigara tüketilmemeli.
- Gün içerisinde sürekli oturulmamalı, aktif olunmalı.
- Kişisel temizliğe ve çevre temizliğine önem verilmeli.
- Stresten uzak durulmalı.
- Cinsel yaşama dikkat edilmeli.
- Uyku düzenine dikkat edilmeli.
- Haftada bir bile olsa şehrin stresli yaşamından uzaklaşmanız, doğa ile baş başa kalmanız size ve sağlığınıza iyi gelecektir.

Hastalıklara karşı önceden tedbir alın
Kalp ve damar hastalıkları, batı ülkelerinde olduğu gibi ülkemizde de en yaygın ölüm nedenlerinden biridir. Kalp sağlığını korumanın yolu önceden tedbir almaktan geçmektedir.

Beslenme sağlık için çok önemli
Tansiyonu ve kolesterolü kontrol altına almanın ilk şartı sağlıklı ve dengeli bir Diyet uygulamaktır. Bunun için doymuş yağlardan ve tuzdan olabildiğince kaçınmak, meyve, sebze ve lif yönünden zengin besinlere yönelmek gereklidir. Doğru rejimin normal miktarda protein içermesi, bu proteinin ise balık, kümes hayvanları ve az yağlı kırmızı etten (dana eti) alınması önerilmektedir.

Kilonuzu koruyun
Yüksek tansiyona yol açan nedenlerin başında fazla kilolar gelmektedir. Fazla kilolu olmak aynı zamanda koroner kalp hastalığı, kalp yetersizliği ve inme için de risk oluşturmaktadır.

Alkol ve sigaradan uzak durun
Günümüzde sigara, önlenebilir ölüm sebepleri içinde ilk sırayı almaktadır. Sigara kullanımı, kansere, kalp damarlarının tıkanmasına dolayısıyla kalp krizine sebep olmaktadır.

Fiziksel egzersizlere alışın
Düzenli sporun bizi kalp krizi ve inmenin yanı sıra kemik erimesi, şeker hastalığı, kalın bağırsak ve meme kanseri, depresyon ve bunama gibi ciddi birçok kronik hastalıktan koruduğunu gösteren güçlü kanıtlar var. Egzersizin hemen her hücremize olumlu etkisi var desek yanlış olmaz.

Kalp sağlığı için spor yapın
Spor yapmanın kalp ve damar sağlığını doğrudan etkilediğini vurgulayan Dr. Turan, her kas gibi kalp kasının da antrenman yaptıkça daha güçlü ve verimli çalıştığını ifade etti. Dr. Turan, sporun vücutta yarattığı olumlu etkilerini de anlattı.

Spor, kalbin çok hızlı çarpmasını önler
Antrenmanlı kalp, sıkıntılı bir durumla karşılaştığı zaman sakin bir tepki verir. Hareketsizliğe alışmış olan kalp ise kolay telaşa kapılır. Örneğin; otobüse yetişmek için koşarken veya çok heyecan uyandırıcı bir durumla karşılaşan kalbin hızı kolayca yükselir, dakikada 180-200'e kadar çıkabilir. Halbuki bir sporcunun kalbi aynı koşullarda daha yavaş atarak tepki verir ve en kısa zamanda normale döner.

Spor, tansiyonu düşürür
Düzenli spor yapanlarda, örneğin günde yarım saat tempolu olarak yürüyenlerde kan basıncının düştüğü biliniyor. Özellikle tansiyon tehlikesi altında olanların her gün yapacakları yürüyüşle bu tehdidi bertaraf etmeleri mümkün. Araştırmalara göre fiziksel egzersiz, yüksek tansiyonu olanlarda tansiyonu kontrol altına almada yardımcı olmakta ve ilaç gereksinimini azaltmaktadır.

Spor, zayıflatır
Düzenli egzersiz sadece spor yapıldığında değil, dinlenme halinde tükettiğimiz enerjiyi de artırdığı için kilo vermeyi kolaylaştırır. Kilo verdikten sonra düzenli spor yapmadan ideal kiloyu korumak çok zordur.

Spor, iyi kolesterolü yükseltir
Damar sertliğine karşı koruyucu rol oynayan HDL kolesterolü yükseltmenin yollarından biri egzersiz yapmaktır. Haftada 3 gün 3 kilometre yürüyenlerde bile iyi kolesterolün yükseldiği biliniyor. Egzersizin süresi ve sıklığı arttıkça olumlu etki de artar.

Spor, kanın aşırı pıhtılaşmasını önler
Düzenli egzersiz kanda pıhtılaşmayı başlatan ve güçlendiren maddelerin dengede kalmasına yardımcı olur.

Spor, şeker hastalığını önler
Diyabet olma riski yüksek olanların ellerinde sağlıklı beslenmenin yanı sıra çok güçlü bir silah daha var: düzenli egzersiz. İlaçlardan çok daha etkin, yan etkisi yok, hem de bedava.

Spor, stresi azaltır
Düzenli spor yapanların hareketsiz bir yaşam sürenlere göre daha az endişeli olduklarını, uykularının daha düzenli olduğunu gösteren çalışmalar var.

Gezinti yerine hızlı yürüyüş tercih edin
Günde 30 dakika hızlı (saatte 5-6 kilometre hızla) yürümenin ve bunu en az haftada 5 gün yapmanın kalp ve damarlara yararlı olduğu biliniyor. Yarım saat sürekli yürüyemezseniz, günde 3 kere 10 dakika yürüseniz bile yeterli. Yaptığınız egzersiz ağırlaştıkça sağlığa olumlu etkisi artıyor. Buna karşılık gezinti yapar gibi yavaş yürümek aynı yararı sağlamıyor. Unutulmaması gereken bir diğer önemli nokta da 30 dakikalık yürüyüşün normal günlük faaliyetlere ek olarak yapılması gerektiği.

Ölüme davetiye çıkarmayın

Isınmadan yapılan spor ve ani efor sarf edilmesi, kalbe ani yük getirerek kalp krizi ve ani ölümlere davetiye çıkarır. Gerekli ısınma hareketleri yapılmadan spor yapılması ve böylece kalbe ani yük getirilmesi, kalp duvarlarının kalınlaşmasına, kalbi besleyen damarların sıkışmasına, ritim bozukluğuna ve hatta kalbin durmasına neden olabilir. Doğuştan kalp rahatsızlığı olanlar, ritim bozukluğu sorunu yaşayanlar ve ailesinde kalp rahatsızlığı bulunanlar, bu konuda daha fazla risk altındadır. Bu nedenle bu kişilerin düzenli spor yapmaya başlamadan önce mutlaka bir hekim kontrolünden geçmeleri gerekir.

*Kafe Medya ile tanıtım için tıklayın!

Covid sonrası ihmale gelmez 5 önlem!

Covid sonrası ihmale gelmez 5 önlem!

Nefes alamama, öksürük krizleri, şiddetli ağrı, koku ve tat kaybı ve yüksek ateş başta olmak üzere birçok belirtiyle kendini gösterebilen, tedavisi kişiden kişiye değişebilmekle birlikte bazen haftalarca hatta aylarca sürebilen Covid-19 enfeksiyonunu geçirip iyileştikten sonra da ne yazık ki iş bitmiyor!

Acıbadem Maslak Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Murat Köse “Bir yıldır yaşadıklarımız bize gösterdi ki; Covid-19 enfeksiyonunun akciğer dışında neredeyse tutmadığı organ ve sistem yok. Bu yüzden hastalık sonrasında da devam eden çok çeşitli kalıcı semptomları olan ve sayıları giderek artan hastalarla karşılaşıyoruz. Bu nedenle Covid sonrası bazı önlemleri mutlaka almak gerekiyor” diyor. İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Murat Köse, Covid sonrası ortaya çıkabilen hastalıkları anlattı, iyileştikten haftalar hatta aylar sonra bile dikkat edilmesi gereken, ihmale gelmez önlemleri sıraladı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. 

Bir yıl önce ülkemizde görülmesiyle birlikte topyekun seferberliğe yol açan, günlük yaşam alışkanlıklarımızı kökünden değiştiren yüzyılın salgın hastalığı Covid-19 enfeksiyonu bugün hala en büyük endişe kaynağı olmaya devam ediyor. Maske, mesafe ve hijyenin yanı sıra Covid-19 aşısı yüzyılın salgın hastalığından korunmada bir umut olsa da, tüm bu önlemlere rağmen hastalık kapıyı çalabiliyor! Üstelik Covid-19 geçirip iyileşmek de sorunu bitirmiyor; hastalığın yol açtığı tahribat iyileştikten sonra da fiziksel ve psikolojik olarak etkisini yoğun şekilde farklı biçimlerde gösterebiliyor. Acıbadem Maslak Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Murat Köse “Son bir yıldır yaşananlar Covid-19 enfeksiyonunu geçirmekle sorunun bitmediğini, iyileştikten günler, haftalar hatta aylar sonra da çok çeşitli sıkıntılar yaşanabildiğini ortaya koyuyor” derken, o hastalıkları şöyle sıralıyor; 

Covid-19 bu hastalıklara yol açabiliyor!


  • Santral sinir sistemini etkileyerek: Baş dönmesi, baş ağrısı, sersemlik hissi, kas ağrısı, tat ve koku kaybı ve felç gibi semptomlar.
  • Gastrointestinal sistemi etkileyerek: Bulantı, kusma, karın ağrısı, iştahsızlık, ishal, mide kanaması, karaciğer hasarına bağlı akut hepatit.
  • Hematolojik ve kalp tutulumu yaparak: Kanın beyaz hücrelerinde düşüklük, ritim bozukluğu, kalp kasında iltihap, bacak damarlarında pıhtılaşma, akciğer damarlarında pıhtı, kalp krizi gibi çeşitli klinik tablolar.
  • Üriner sistemi etkileyerek: İdrarda kan ve protein kaçağı, böbrekte hasar ve elektrolit bozukluğu.
  • Endokrin sistemde özellikle pankreası etkileyerek: Kan şekeri yüksekliği ve şeker komasına kadar gidebilecek insülin salgılanmasını baskılayabilir.
  • Göz ve deri tutulumuyla beraber konjoktivit ve döküntülere neden olur.

6 ay sonra en sık görülen şikayetler!


Covid-19 sonrası sürecin, hastalık öncesi risk faktörlerine ve hastalığın ciddiyetine bağlı olarak değiştiğini vurgulayan Doç. Dr. Murat Köse “Covid-19 hastalarının üçte birinden fazlası birden fazla kalıcı semptom yaşar. Hastaların kontrollerinin 6. Ayında bile her 5 hastanın biri hala inatçı ve karakteristik semptomlardan muzdaripti” derken, bu inatçı belirtileri psikolojik ve nörolojik olarak ikiye ayırarak şöyle anlatıyor: 

Fiziksel şikayetler: Halsizlik, nefes darlığı, göğüste huzursuzluk ve öksürüktür. 6 aydan daha uzun süre hastalar bu şikayetler ile hekime başvurabilirler ve genelde yapılan testler sonucunda altta bir neden bulunamaz. Daha az gördüğümüz fiziksel semptomlar; eklem ağrısı, baş ağrısı, gözyaşı kuruluğu, iştahsızlık, baş dönmesi, kafada sersemlik hissi, kas ağrısı, uyku bozukluğu, saç dökülmesi, terleme ve ishaldir. Özellikle bu şikayetler hastanın yaşam kalitesini bozduğundan semptomlara yönelik ilaç verilerek tedavisinin düzenlenmesi önemli. 

Psikolojik ve Nörolojik şikayetler ise; post-travmatik stres bozukluğu, anksiyete, depresyon, konsantrasyon bozukluğu ve hafıza güçlüğü hastaların Covid-19 sonrası yaşadığı yaşam konforunu, iş hayatını, aile hayatını ciddi etkileyen antidepresan kullanımının hatırı sayılır seviyede olduğu bir durum oluşturur.

Covid sonrası bu 5 önleme dikkat!


Fazla kilolardan kurtulun: Sağlıklı bir vücut için ideal kiloda olmak şüphesiz çok önemli. Ancak özellikle Covid-19 enfeksiyonu geçirenler için çok daha kritik rol oynuyor. Fazla kilo; yüksek tansiyondan diyabete, damarlarda yağ birikiminden inmeye dek birçok hastalığa yol açabilirken, Covid-19 enfeksiyonunun vücutta yarattığı tahribat da eklendiğinde risk artıyor. 

Düzenli egzersiz yapın: Hareketsizlik sağlığımızın en büyük düşmanlarından biri ve Covid-19 enfeksiyonu nedeniyle yıpranan vücudumuzun özellikle haftada üç gün tempolu en az 45 dakika yürüyüş ile yeniden toparlaması mümkün. Aksine hareketsiz yaşama devam edildiğinde tahribat artıyor.  

Sağlıklı diyete özen gösterin: Covid sonrasında da güçlü bağışıklık; hem hastalığın tekrarlanma ihtimalini engelliyor hem de enfeksiyonun vücutta yol açtığı yıkımın onarılması için çok büyük önem taşıyor. Bu nedenle özellikle ağır ve yağlı yiyeceklerden, kızartmalardan, şarküteri ürünlerinden, aşırı tuzdan uzak durmalı ve mevsim sebzelerine soframızda mutlaka yer vermeli, haftada iki gün balık tüketmeyi ihmal etmemeliyiz.

İlaçlarınızı aksatmayın: Özellikle diyabet, tansiyon, astım, KOAH gibi kronik hastalığınız varsa ilaçlarınızı mutlaka zamanında ve yeterli dozunda almaya özen gösterin. 

Rutin kontrolleri ihmal etmeyin: Covid-19 geçirenlerin mutlaka hekimlerinin önerdiği belirli aralıklarla düzenli rutin muayeneye gitmeleri, pandemi sürecinde hastaneye gitme korkusu nedeniyle şikayetlerini ertelememeleri çok önemli. 

*Kafe Medya ile tanıtım için tıklayın!

Brezilya cevizi hakkında önemli bilgiler

Brezilya Cevizi Hakkında Önemli Bilgiler


Brezilya cevizi Amerika'nın Amazon ormanlarında yetişmesinden dolayı Amazon cevizi olarak da adlandırılmaktadır. Amazon cevizinin ağacı 500 yıl yaşayabilen uzun ömürlü büyük bir ağaçtır. Zengin bir mineral ve vitamin kaynağı olan Brezilya cevizi bol miktarda selenyum içermektedir. Birçok önemli faydası olduğu bilinen Brezilya cevizi özellikle sağlıklı beslenmek isteyenler tarafından ilgi ile takip edilmektedir. Brezilya cevizinin içeriğinde bulunan selenyum bağışıklık sistemini korumak açısından faydalıdır.

Brezilya cevizinin içeriğindeki faydalı mineral ve vitaminlerden dolayı birçok faydasının olduğu bilinmektedir. Buna rağmen fazla tüketildiğinde ise olumsuz etkilerinin ortaya çıktığı da bilinmektedir.

Brezilya Cevizi Nelere İyi Gelir?

Doymuş yağ oranı açısından çok zengin olan Brezilya cevizinin çok az bir miktarı bile selenyum ihtiyacını karşılayabilmek için yeterlidir. Bu nedenle potasyum, karbonhidrat ve magnezyum içeren Brezilya cevizi tüketirken dikkat etmek gerekir. Çok güçlü bir antioksidan özelliği taşıyan Brezilya cevizinin hücre yenilenmesindeki etkisi bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Birçok insan tiroit bezlerinin yavaş çalışmasından ya da çalışmamasından şikayetçidir. Brezilya cevizinin içeriğinde yüksek oranda bulunan selenyum sayesinde tiroit bezlerinin düzgün çalışmasına yardımcı olduğu ise bilinen bir gerçektir. Brezilya cevizinin kalp krizi riskini azalttığı da bilinen özellikleri arasındadır.

E vitamininin cildin parlak görünmesine ve sağlıklı olmasına olan katkısı herkes tarafından bilinmektedir. Brezilya cevizi ise E vitamini bakımından oldukça zengindir. Dolayısıyla cilt güzelliği ve cilt sağlığına çok büyük katkısı olan Brezilya cevizi tüketmek son derece faydalıdır. Gereken miktardan fazla tüketilmesinin damarlarımız üzerinde olumsuz etkilerinin olduğunu ise kesinlikle göz ardı etmemek gerekmektedir.

Brezilya Cevizi Nereden Alınır?

Brezilya cevizi satın al konusu sağlık için Brezilya cevizi satın almak isteyenler tarafından araştırılmaktadır. Bütün kuruyemişçilerde, market, grosmarket ve bazı bakkallarda rahatlıkla bulabileceğimiz bir ürün olarak raflardaki yerini almaktadır. Çok kıymetli mineral ve vitaminler içermekte olan Brezilya cevizi bazı alışveriş platformlarında da satılmaktadır.

Birçok marka tarafından çeşitli şekillerde üretilerek satışa sunulan Brezilya cevizi özellikle çocuklar ve gençler tarafından zevkle tüketilmektedir. İnternet siteleri üzerinden kolaylıkla sipariş vermek mümkündür. Brezilya cevizi satmakta olan siteler hem erişim kolaylığı hem de hızlı kargo ve teslim açısından oldukça fazla avantajlar da sağlamaktadır. Bazı dönemlerde yapılan indirimler takip edildiğinde bu kıymetli besin maddesini daha çok miktarda ve daha uygun fiyattan alabilmek mümkün olmaktadır.

Brezilya cevizi fiyatı ürün hakkında merak edilen bir başka önemli detay olarak karşımıza çıkmaktadır. Satıldığı yere göre fiyat aralığının da değişiklik göstermesi ise uygun fiyata rahatlıkla herkes tarafından satın alınabilmesi anlamına gelmektedir.

Brezilya cevizi oldukça tuzlu ve yağlı bir besindir. Bu nedenle fazla tüketilmesi kesinlikle önerilmez. Tansiyon ve kilo problemi olan kişilerin bu konuda çok daha hassas olmaları gerekmektedir. Tuz ve yağ yoğunluğunun insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri bu ürünü daha dikkatli kullanmayı gerektirmektedir.

*Kafe Medya ile tanıtım için tıklayın!

COVID-19'la mücadelede yeni silah! Ölüm riskini 4 kat azaltıyor

COVID-19'la mücadelede yeni silah! Ölüm riskini 4 kat azaltıyor

Tempolu yürüyüş koronadan ölüm riskini 4 kat azaltıyor

Covid-19’a yakalanan 50.000 kişi üzerinde yapılan araştırmaya göre az da olsa sportif faaliyeti olanlar, hiç olmayanlara göre bu hastalığı çok daha hafif atlatıyor. Düzenli spor yapanlarda da hastalığın ciddiyeti en düşük seviyede kalıyor.

Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Muhammed Keskin, egzersizin çoğu hastalıkta olduğu gibi Covid’le mücadelede de can simidimiz olduğunu söylüyor.

Egzersizin kalp-damar hastalığı, hipertansiyon, diyabet, insülin direnci, metabolik sendrom, felç, alzheimer, ve kanser başta olmak üzere birçok hastalığı önlediği ve iyileşme süreçlerine olumlu etkisi olduğunu biliyorduk. Covid-19 pandemisiyle tanıştıktan sonra ise hastalıktan korunmak, bulaşma durumunda olabildiğince hafif semptomlarla atlatmak için çözümler aradık.

Yapılan araştırmalar ve çalışmaların oldukça sevindirici sonuçlar ortaya koyduğunu söyleyen Doç. Dr. Muhammed Keskin, Covid-19 pandemisinde egzersizin koruyucu rolü olduğunun keşfedildiğini müjdeliyor.

Düzenli egzersiz yapanlar hastaneye yatmadan ve yoğun bakım ihtiyacı olmadan atlatıyor.

Doç. Dr. Muhammed Keskin, 50.000 kişi üzerinde yapılan çalışmaya göre düzenli egzersiz yapmak hastalığın seyrini ciddi olarak iyileştiriyor. Düzenli egzersiz yapan bireyler hiç yapmayanlara göre hastaneye daha az yatırılıyor ve yoğun bakım ihtiyacı olmuyor, diyor.

Egzersiz miktarı arttıkça hastalığın ciddiyeti azalıyor.

Düzenli egzersiz için kritik eşiğin haftalık 150 dakika olduğunu söyleyen Doç. Dr. Muhammed Keskin, haftada 5 gün yapılan 30 dakikalık egzersizin, altta yatan hastalıklar, obezite ve sigara tüketiminden bağımsız olarak da faydasının devam ettiğinin de görüldüğünü söylüyor.

Tempolu yürüyüş Covid-19’dan ölüm riskini 4 kat düşürüyor.

Yapılan bir diğer araştırmaya göre de düzenli egzersiz yapıyor olmaktan ziyade egzersizde harcanılan efor arttıkça hastalık üzerindeki etkisinin de arttığı görüldüğünü belirten Doç. Dr. Muhammed Keskin, “İngiltere’de 400.000 yetişkin üzerinde yapılan çalışmaya göre tempolu yürüyüş yapanların yavaş hızda yürüyüş yapanlara göre bu hastalıktaki ölüm riskini 4 kat düşürdüğü gördük.” diyor. 

EGZERSİZİN SAĞLIĞIMIZ ÜZERİNDEKİ OLUMLU ETKİLERİ


1.    Egzersizler beynimizdeki hormonal dengeyi olumlu yönde etkiliyor. Serotonin ve endorfin miktarını arttırarak mental sağlığımızı koruyor. Mutluluk ve huzur sağlayarak stresle daha kolay baş etmemizi sağlıyor.

2.    İyi bir uyku sağlığımızın temeli. Egzersiz yapan bireylerin uyku kalitesi artıyor. Düzenli ve dengeli bir uyku da bizi birçok hastalıktan koruyor.

3.    Egzersiz vücudumuzda stres anında sertleşen kaslarımızın gevşemesini sağlıyor. Özellikle omuz, boyun ve sırt kaslarını güçlendirerek kaygıyı derinleştiren vücut ağrılarının önüne geçiyor.

4.    Düzenli egzersiz yapan bireylerin kalp fonksiyonları düzeliyor, kalp duvarlarının sertleşmesini ve kalpte gevşeme bozukluğu oluşmasını engelliyor. Kalp damarlarının sertleşmesini ciddi olarak yavaşlatıyor, kalp damarlarında zamanla oluşabilecek plakların yırtılmasını engelleyerek kalp krizi riskini ciddi oranda azaltıyor.

5.    Beslenmeden bağımsız olarak iyi bir egzersiz programı ile iyi kolestrol olarak bilinen HDL miktarını arttırıp, kötü kolestrol olarak bilinen LDL’yi ve trigliserid miktarını düşürüyor. Kan yağlarındaki bu değişim de kalp, beyin, göz, böbrek ve karaciğer sağlığımızın korunmasında fayda gösteriyor.

6.    Egzersiz vücuttaki antioksidan mekanizmaları güçlendirerek bağışıklık sistemimizi kuvvetlendiriyor. İyi bir egzersiz tüm takviye ürünlerden daha etkili bir bağışıklık sistemi güçlendiricisi.

7.    Normalde çok düşük kapasitede kullandığımız akciğerlerimizin egzersizle en fazla oksijen-karbondioksit değişim kapasitesine sahip alt lobların daha iyi havalanmasını sağlayarak solunum yoluyla ilişkili birçok enfeksiyondan korunuyoruz.

8.    Covid-19’un obezite hastaları üzerindeki riski çok daha yüksek. Egzersiz ile metabolizma hızı artıyor, insülin dürenci azalıyor ve kilo vermek kolaylaşıyor. Verilen kilolarla da organlarımızın çevresindeki viseral yağ dokusunun azalması bizi Covid-19 dahil birçok hastalıktan koruyor.  

*Kafe Medya ile tanıtım için tıklayın!

Diş fırçanıza iyi bakın!

Diş fırçanıza iyi bakın!

Günde iki kez diş fırçalamak ve diş ipi kullanmak iyi bir ağız bakımı için önemlidir. Bu da diş fırçanızın bakımını son derece hayati hale getirir. 

Diş fırçalarından en iyi şekilde yararlanmak ve etkinliğini sürdürdüğünden emin olmak için fırça bakım şarttır. Ağız, çeşitli bakteri türlerini taşır ve bunlar kullanılırken diş fırçalarına geçer. Ek olarak, diş fırçaları nemli kaldığında üzerinde bakterileri üremesi gerçekleşebilir

Diş fırçalarınızdan en iyi verimi almak için takip etmeniz gereken önerileri Diş Hekimi Pertev Kökdemir sizler için paylaştı.

1-Her üç ila dört ayda bir diş fırçanızı veya elektrikli diş fırçası başlığınızı değiştirmelisiniz. Kılların yıpranması, gözle görülür şekilde keçeleşmesi durumunda daha erken değiştirilebilir.

2-Ebeveynler, çocukların diş fırçalarında yıpranma ve aşınma olup olmadığını kontrol etmeyi unutmamalıdır. Çocukların diş fırçalarının genellikle yetişkinlere göre daha sık değiştirilmesi gerekebilir.

3-Diş fırçanızı asla paylaşmayın! Bir diş fırçasını başka bir kişiyle paylaşmak, siz ve diğer kişi arasında vücut sıvıları ve mikroorganizma alışverişine neden olabilir.

4-Diş fırçanızı kullandıktan sonra musluk suyuyla iyice durulayın. Diş fırçanızı suyla ıslattığınızda, kalan diş macunu ve diğer kalıntıların giderilmesine yardımcı olacaktır.

5-Aynı diş fırçası kutusunu başkalarıyla paylaşıyorsanız, diş fırçalarınızın birbiriyle temas etmesine izin vermeyin. Bu, çapraz bulaşma risklerinden kaçınmak için önemlidir.

6-Amerikan Diş Hekimleri Birliği (ADA), diş fırçalarını açık havada kurumaya bırakmak için kullandıktan sonra dik konumda tutmanızı önerir. Genelde, bireylerin diş fırçalarını kapattıkları veya onu kapalı bir kapta sakladıkları gözlemlenmiştir. Bu, nemli ortamın bakteri üremesine daha fazla sebep olur.

Bu ipuçlarını göz önünde bulundurarak, diş fırçanızdan en iyi şekilde yararlanabilirsiniz. Diş fırçanızı nasıl temizleyeceğiniz veya genel ağız hijyeni ile ilgili herhangi bir sorunuz varsa, her zaman en iyi yolun en iyi rehberliği sağlayabilecek bir diş hekimi ile görüşmek olduğunu unutmayın. Mutlu fırçalamalar!

*Kafe Medya ile tanıtım için tıklayın!

Botoks yerine nefes alın

"İyi nefes almanın karşılığı olabilecek hiçbir vitamin, ilaç veya yiyecek yoktur." Çünkü doğru nefes almanın yararları saymakla bitecek gibi değil. 

Botoks'a ya da bazı estetik ameliyatlara gerek kalmadan bedeninizi gençleştirebilmek ise bunlardan sadece biri. Üstelik yan etkisiz.

Doğru nefes almanın pek çok yararı var. Nefesinizi doğru kullanmaya başlar başlamaz hem bedeninizde, hem manevi hayatınızda pek çok değişiklikler oluşmaya başlıyor. Bunlardan biri, botoks'a ya da estetik ameliyata gerek kalmadan bedeninizi gençleştirebilmeniz. Uygun nefes teknikleri kullanarak estetik cerrahinin yerine doğal güzelleşme ve yılan zehiriyle gerçekleştirilen botok'sun yerine doğal gençlik sağlayabilirsiniz

Kabul edin ki, nefes almayı pek önemsemiyoruz. Farkında değiliz; ama onu önemsememek sağlığımıza ve gençliğimize maloluyor. Ne mutlu ki onu şu andan itibaren doğru yapmaya başlayabilirsiniz. Böylece hem sağlığınızı kontrol altına alabilir; hem de pek çok ödül kazanabilirsiniz. Hayır, bu bir şaka değil.

Kitabında kadınların cilt kırışıklıklarını gidermek için başvurdukları botoks uygulamalarının sağlığa uygun olmayan sonuçlarından bahseden ve en doğal botoks etkisinin nefes terapileriyle oluşturulabildiğinin altını çizen Mustafa Kartal anlatıyor:

"Biliyorsunuz 'Botox', 'Clostridium Botulinum' adlı bakteriden elde edilen bir toksin. Bu toksin kırışık bölgede cilt altına yerleştirilen katkı maddesi olarak, sinir uçlarında iletimi sağlayan maddelerin salınımını engelliyor. Bu nedenle botoks yaptıranlar anlamsız bir yüze sahip olarak, duygusuz ve depresif görünebiliyorlar. Mustafa Kartal, nefes teknikleri ve eğitimleri konusunda Türkiye'deki birkaç yetkin isimden biri. Bu konuda araştırmaları, biri yayınlanmış, diğeri yayına hazır iki kitabı bulunan ve Türkiye'nin her yerinde seminerler veren Mustafa Kartal, botoks etkisi oluşturan tekniğin adının, "holotropik nefes terapisi" olduğunu söylüyor.  Bu uygulama hızlı, tempolu ve derin diyafram nefesleriyle çok kısa zamanda kanda yüksek oranda oksijen biriktiriyor. Çalışma vücuttaki oksijen ve karbondioksit dengesi üzerinde "hipoksi dengelenmesi" sağlayarak; alkali dengeleri ve vücut kimyasalının değişmesine yol açıyor. Cilt üzerindeki iyileşmeler, değişimin ilk sonuçlarından biri.

Genç Bir Beden, Sıfır Yan Etki

Hiç bir yan etkisinin olmamasına karşılık; botoks ve bazı estetik ameliyatların yerine geçebilecek holotropik nefes çalışmasının etkisi saatler ve günlerce devam ediyor. Çalışmayı yapan herkes, odaklanması ve uygulamadaki başarısı oranında pozitif sonuçlar yaşıyor. Nefes tekniklerinin yaşamın bütününe yayılması ve düzenli aralıklarla tekrarlanması sonucunda ise etki büyüyor ve uzun süre kalıcı hale  geliyor.

Holotropik çalışmalar bütün eski botoks ve kimi estetik uygulamalarını tüm dünyada yavaş yavaş geçersiz kılıyor. Böylece yan etkisi olan, sağlığa zararlı botoks ve bazı estetik uygulamaları, yan etkisi olmayan, hiçbir yabancı maddeyi vücuda almaya gerek bırakmayan ve maliyeti sıfır holotropik nefes çalışmalarıyla yer değiştirmeye hazırlanıyor. Bir çok faydalı tesiri gözlenen holotropik çalışmalar, en yoğun etkisini cilt üzerinde gösteriyor.

Dünya üzerinde de pek çok benzeri yaşanan bu çalışmalar gösteriyor ki nefesini kontrol etmeyi başaran insan; kendini daha iyi tanıyor, potansiyelini daha doğru kullanıyor.

Neden Doğru Nefes Alıp Vermeliyiz?

Acaba doğru nefes alıp vermenin bir standardı var mı? Bu sorunun yanıtını Dünya Sağlık Örgütü'nün açıklamalarında bulabiliriz: "Ciğerleri dakikada 4 ile 6 litre arası havayla doldurmak ve nefes alıp verirken göğüs yerine diyaframı hareket ettirmektir."
Aslında her tür estetik kaygı bir yana, ruhsal ve fiziksel sağlığınız için de doğru nefes almayı öğrenmelisiniz.

İşte nefes'le ilgili bilmeniz gereken birkaç önemli nokta:

Binlerce yıllık kadim öğretiler gösteriyor ki, her tür fiziksel rahatsızlığın arkasında hatalı nefes almak yatıyor.

Her tür ruhsal rahatsızlığın arkasında da hatalı nefes almak yatıyor.

Kendini ifade etme ve sosyal etkileşme kapısı olarak nitelendirilen beşinci ve altıncı çakralar; yani "larenks", "farenks" ve "sinüs boşlukları" nefesle doğrudan ilişkililer.

Diyaframınızı kullanarak doğru nefes aldığınızda düzgün ses dalgaları oluşturup sesinizin üzerine düşünce enerjisi ilişkilendirip, güzel oluşumlara, pozitif dalgalanmalara, negatif astral enerji çözülmelerine ortam sağlayabilirsiniz. "Diyafram nefesi" almaya başladığınızda sindirim ve boşaltımda rahatlama, cinsel aktivitede iyileşme görebilirsiniz.

*Kafe Medya ile tanıtım için tıklayın!

Depresyonu yenmek için beslenme tüyoları

Bazen özel hayatımızda yaşadığımız olaylar, bazen iş hayatında yaşadığımız stres bazen de mevsim özelliklerinden kaynaklanan durumlar bizi depresyona sürükleyip ruh halinizi ve dengenizi bozabilir. Prof. Dr. İsmet Tamer, depresyondan koruyacak besinleri bizler için paylaştı.

Hepimiz zaman zaman farklı nedenlerle depresif bir ruh haline girebiliriz. Böyle bir durumla karşılaşırsanız hemen antidepresanlara koşmanıza gerek yok. Bilimsel olarak faydası gösterilmiş sağlıklı ve dengeli bir diyet ve düzenli egzersiz uygulamalarının artık depresyon gibi pek çok duygu durum bozukluklarında koruyucu ve hatta tedavi edici bir rolü olduğunu söyleyen Herbalife Nutrition Beslenme Danışma Kurulu Üyesi Prof. Dr. İsmet Tamer, depresyonu yenmek için beslenme tüyolarını bizler için sıraladı.


Serotonin Düzeyini Yükselten Kabuklu Yemişler



Kaju fıstığı, ceviz, fıstık, badem gibi kabuklu yemişler; susam, kabak çekirdeği ve ayçiçeği gibi çekirdekler; soya fasulyesi ve buğday, pirinç ve mısır gibi tahıllar serotoninin ön maddesi triptofandan zengin gıdalardır. Bu gıdalardan dengeli şekilde tüketmek karaciğer ve kanda triptofanı, dolayısıyla da serotonin düzeyini yükselterek beynimizdeki kötü duygu ve düşünceleri defetmemize yardımcı olabilir.

Enerji Yükselten, Protein Açısından Zengin Besinler


Yağsız et, özellikle de bu mevsimde ülkemizde bolca bulunan balık çok değerli bir protein kaynağıdır ve sık sık tüketilmesi hem içerdiği aminoasitler hem de çok değerli bir enerji kaynağı olması itibariyle kendinizi iyi ve enerjik hissetmenizi sağlayacaktır. Yağsız et ve taze balık kadar, ızgara yağsız tavuk göğsü de protein ve enerji kaynağı olarak güzel bir seçenek olabilir. Çalışmalar, günlük protein ihtiyacımızın %20 kadarının sağlıklı hayvansal kaynaklardan, geri kalanının ise bitkisel kaynaklı proteinlerden karşılanması gerektiğini gösteriyor.

En sağlıklı protein kaynaklarından balıkta bulunan omega-3 yağ asitlerinin kalp ve damar sağlığı açısından gösterilen faydaları dışında, Pittsburgh Üniversitesi'nde yapılan bir çalışmada omega-3 düzeyleri yüksek olan bireylerin omega-3 seviyeleri daha düşük olan bireylere kıyasla depresif durumlarla daha az karşılaştıkları ve semptomları da daha hafif yaşadıkları saptandı. Gerçekten de omega-3'ten zengin beslenmenin bizi depresyondan da koruyacağı yönünde bulgular mevcut. O halde haftada en az 2 ya da 3 porsiyon sağlıklı balık yiyoruz.

Antioksidan Deposu Stresten Koruyan Kırmızı Meyveler

Antioksidan deposu kırmızı meyvelerin bizi hem fiziksel hem de psikolojik streslerden koruduğu bilimsel çalışmalarda gösterilmiştir. Kırmızı meyveler, vücudumuzda stresle baş etmemize yardım eden kortizon hormonumuzun dengeli bir şekilde salgılanmasına katkıda bulunur.

Gerginliğe En İyi Çözüm Muz ve Bitter Çikolata

Hani ruh halimiz düşünce tatlı bir şeyler yemek isteriz ya, muz ve bitter çikolata sevenlere müjde. Stres ve depresyondan korunmada önemli rolü olan serotonin hormonunun ön maddesi triptofan ve melatonin açısından muz ve bitter çikolata oldukça zengin besinlerdir ve canınız tatlı çektiğinde tüketeceğiniz ufak porsiyonlar emin olun çok işinize yarayacak. Üstelik muzda bulunan magnezyum, uyku kalitesi bozukluğu ve gerginlik üzerinde çok olumlu etkilere sahiptir.

Depresyonu Azaltan D Vitamini

Son yıllarda pek çok sağlık sorunu ile birlikte duygu durum bozuklukları ile de ilişkilendirilen bir başka mikrobesin ögesi de D vitaminidir. Bu vitaminin yanınızda olabilmesi için zengin D vitamini kaynakları olan süt ve süt ürünleri, yumurta sarısı, mantar ve balık tüketebilir ya da güvenilir, hazır D vitamini desteklerinden faydalanabilirsiniz.

Serotonin Düzeyini Artıran B12 Vitamini

Vücudumuzda folik asit ve B12 vitamini düzeyleri düştüğünde, serotonin düzeylerinin de azaldığı yönünde çalışmalar var. Depresyon dönemi Folik asit ve B12 vitamininden zengin yeşil yapraklı sebzeler, işlenmemiş yulaf ve tam tahıl ürünleri, ayçiçeği, portakal, baklagiller, yağsız kırmızı et ve deniz ürünlerinin tüketilmesi akılcı bir yaklaşım olur.

*Kafe Medya ile tanıtım için tıklayın!

'Kiwimedi.com' ile salgın döneminde bir tıkla dünya çapında sağlık hizmeti

'Kiwimedi.com' ile salgın döneminde bir tıkla dünya çapında sağlık hizmeti

Koronavirüs salgının etkileri devam ederken, özellikle sağlık sektöründe tüm dünyada çok büyük bir kriz ortaya çıktı. İngiltere merkezli “kiwimedi.com" tedavi arama platformu, tüm dünyaya yayılan ağıyla uluslararası sağlık ve tedavi arama hizmeti sunuyor.  KiwiMedi Türkiye Direktörü Metin Şeref, 46 ülkede erişime açık platform "Yenilikçi sağlık turizmi" konusunda öncüler arasında gösterildiğini kullanıcıların doğrudan sağlık sunucusuna ulaşabildiğini ve sağlık kurumu ile hasta arasında ortaya çıkabilecek iletişim aksaklıklarını ortadan kaldırdığını belirtiyor.
 
Koronavirüs salgını iyi planlanmış, ulaşılabilir ve hızlı sonuç alınabilen bir sağlık sisteminin toplum açısından önemini tüm dünyaya gösterdi. “KiwiMedi” tedavi arama platformu, salgının etkileri sağlık sistemlerini tehdit etmeyi sürdürürken, kullanıcılarına tüm dünyada güvenilir, etkili ve hızlı modern sağlık turizmi hizmeti sunmak için çalışmalarını sürdürüyor. Projenin Türkiye direktörü Metin Şeref, modern sağlık turizmi olgusunu benimsediklerini belirterek, “2021 yılı başında Türkiye faaliyetlerini resmi olarak başlatma kararı aldık. Türkiye’nin sağlık turizmi potansiyeli yüksek ülkelerden biri olduğunu biliyoruz. Hali hazırda Avrupa, Yakındoğu, Asya, Amerika ve Afrika coğrafyasında olmak üzere dünya genelinde 46 ülkede güvenilir 372 hastane ve klinik ile binlerce uzman doktorla çalışıyoruz. “KiwiMedi” ile hastaların tıbbi görüşlerini kolayca alıyor, yurtdışında uygun fiyatlı, yüksek kaliteli tıbbi tedavi zamanını planlanıyor ve sağlık sorunlarına çare bulunması için çalışıyoruz” diye konuşuyor. Platformla ilgili detaylı bilgiler paylaşan Metin Şeref şunları söylüyor:
 
“KOMİSYON ORTADAN KALKIYOR”
 
 İş modelimizle, hastane ve klinik sağlık sunucuları ile hastalarla direk iletişim sağlanıyor. Yerel aracı kuruluşlar da etkin bir şekilde yararlananabiliyor. Yenilikçi sağlık turizmi yaklaşımı ile hasta durum değerlendirme ve fiyatlama konusundaki iletişim aksaklıkları ortadan kalkıyor. Hastanelerin hasta üzerinden ödedikleri komisyon da ortadan kalkıyor. Ödeme ve fiyatlandırma sağlık hizmeti alan ile hizmeti sunan arasında herhangi bir aracı ve komisyon ödemesi yapılmıyor. 

“46 ÜLKEDEN 372 SAĞLIK KURULUŞU SİSTEMDE AKTİF”
 
Hali hazırda 372 civarı 46 ayrı ülkeden sağlık kuruluşu sistemde aktif. Aylık 500 bin trafik ve etkileşim hedefi olan dijital portalde yer alan sağlık sunucularımıza sıralamada zamanla üst sıralara çıkartarak, sistemdeki hastane ve kliniklerin aramalarda eşit görünmesini sağlıyoruz. Hastalar, hastane hakkında tanıtım, makale, yorumlara, videolara ve genel bilgilere çok daha rahat ulaşabiliyor. Sağlık kurumlarının bu sayede küresel pazarda tanıtımı en iyi şekilde yapılırken, bilinirlikleri ve marka değerleri de artıyor. Ayrıca döviz kazandırıcı hizmet kapsamında değerlendirilen bu çalışmalar devlet teşviki kapsamındadır.
 
“360 DERECE İLETİŞİM MANTIĞI”
 
Kiwimedi.com tedavi arama portali aynı zamanda çok güçlü bir reklam mecrası. Çeşitli dijital, yazılı veya görsel reklam mecraları da 360 derece iletişim mantığıyla kullanılıyor. Anlaşmalı olduğu “Google News- Newswire Accesswire-AP” gibi alanları etkin bir şekilde kullanarak, makale ve tanıtım metni yayınlanması gibi çalışmalarla, platformda yer alan sağlık sunucularının (Hastane, klinik, doktor, rehabilitasyon merkezi, sağlık oteli, sağlık turizmi aracı kuruluşu vb.) başta Avrupa olmak üzere uluslararası platformda tanıtımını artırırken, SEO desteği de sağlıyoruz. Platformunuz sağlığını geliştirmek ve iyileştirmek isteyenler ile tedavi olanağı sunan ve sağlığı geliştirmeye yardımcı olan merkezleri global bir ağda buluşturuyor. Dünyanın her tarafında sağlığını arayan, sağlığını geliştirmek isteyen insanlarla sürekli etkileşim halindeyiz.
 
'Kiwimedi.com' ile salgın döneminde bir tıkla dünya çapında sağlık hizmeti
KiwiMedi Türkiye Direktörü Metin Şeref



“EN İYİLER LİSTELENİYOR”

Peki, uygulama nasıl çalışıyor. Uygulama en iyi sertifikalı ve teknolojik açıdan en iyi hastaneler klinikler ile doktorları listeliyor. Kullanıcılarının tedavisi için en uygun sağlık kuruluşu ve doktoru bulmalarına yardımcı oluyor. Daha önce Kiwimedi platformunu kullanan kişilerin, hastaneler, klinikler, doktorlar ve diğer sağlık sunucuları hakkındaki  kullanıcı yorumlarını ve değerlendirmelerini, puanlamalarını görülebiliyor. Sağlığını geliştirmek ve iyileştirmek isteyenler ile tedavi olanağı sunan ve sağlığı geliştirmeye yardımcı olan merkezleri global bir ağda buluşturuyor. Kullanıcılarına kaliteli bakım, alternatifli, güvenli, daha kısa bekleme süreleri olan, ekonomik seçenekler sunuyor. Böylelikle kullanıcıların tüm dünya çapında sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırıyor ve geliştiriyor. 

*Kafe Medya ile tanıtım için tıklayın!

Ev egzersizleri yaparak formda kalın!

Evde egzersiz yaparak formda kalın!

Günümüz şartlarında iyice hareketsiz kalan şehir insanının evde yapabileceği birçok egzersiz var. Sumo squat ile kalçanızı,  side lunge ile bacaklarınızı çalıştırabilirsiniz. 

 , “ Egzersiz kas gücü ve vücut esnekliğini geliştirirken, bağışıklık sistemini de güçlendirir. Aynı zamanda kalp damar sistemini iyileştirirken vücut dayanıklılığını da artırır. Denge, nefes, gevşeme ve güçlendirme egzersizleriyle ilgili kendinize hedefler koyarak, haftalık- aylık programlar yapmalısınız” diyor.

Şehir insanının en büyük dertlerinden biri hareketsizlik… Günümüz şartlarında insanlar daha da hareketsiz kaldı. Hareketlerin azalmasının sonucu yalnızca kilo almak değil elbette. Hareketsizlik kas gücünü kaybetmemize ve vücut dayanıklılığımızda kayıplar yaşamamıza neden oluyor. Peki hareketsizliğin en etkili ilacı ne? Aslında birçok insan bu sorunun yanıtının ‘spor ve egzersiz’ olduğunu biliyor. Antrenör, Spor Eğitmeni Esranur Kaplan, egzersizin insan vücudu için büyük faydalarının olduğunu belirtiyor. Kaplan, “Egzersiz kas gücü ve vücut esnekliğini geliştirirken, bağışıklık sistemini de güçlendirir. Aynı zamanda kalp damar sistemini iyileştirirken vücut dayanıklılığını da artırır” diyor.

5’er dakikalık ev yürüyüşleri

Her yaş grubundaki insanın, evde yapabileceği egzersizler bulunduğunu belirten Kaplan,  “Açık havada olduğu gibi evde de yapılabilecek birçok egzersiz var.  Evde koridorda günde birkaç kez 5’er dakikalık yürüyüşler yapılabilir. Uzun süre oturmak yerine arada bir kalkıp adım atmak kalp sağlığı için de oldukça faydalıdır. Evde geçirilen zamanlarda küçük su şişeleri, thera bantlar, bir kilogram ağırlıklar ile kollar ve bacakların çalıştırılması da kalp sağlığına katkı sağlarken, bağışıklık sistemini de güçlendirir” diye konuşuyor.

Dans edin, ip atlayın

Spor Eğitmeni Esranur Kaplan, evde ya da açık havada yapılacak egzersizlerin haftada 3 ya da 5’e bölünmesini öneriyor. Gün içinde en az 30 dakika yürüyüş egzersizlerini hayatımıza katmamız gerektiğini belirten Kaplan, şu şekilde konuşuyor: “Evde yapılacak temel egzersizler; dans etmek, ip atlamak, pilates, yoga, thera bant ve küçük dambıl gibi ağırlıklarla çalışmaktır. Ayrıca germe, denge, nefes egzersizleri, gevşeme ve güçlendirme egzersizleriyle ilgili kendinize hedefler koyarak, haftalık, aylık programlar yapabilirsiniz. Kas gücünü artırmak için ise haftada en az 2 gün egzersiz yapılmalı. Kronik hastalığı olan kişiler egzersizlere daha çok dikkat etmeliler.”

Evde hangi egzersizler yapılabilir?


Side plank ile yan karın kaslarınızı çalıştırın: 
Karın kası egzersizleri arasında yer alan ‘side plank’ hareketi, kas direncini artırırken koordinasyon ve denge yeteneğinizi geliştirir. Side plank hareketini yapmak için; bacaklarınız dik ve ön kolunuz vücudunuza dik olacak şekilde yan yatın. Karın kaslarınızı içinize çekerken, yerden yavaşça kalkın.  Yavaşça başlangıç pozisyonuna dönün.


Şınav çekin, formda kalın: 
Push-up denilen şınav hareketi, dünyada bilinen ve uygulanan yaygın bir jimnastik egzersizi… Kolları kullanarak, vücudun kaldırılıp indirildiği bu hareket, kol ve karın kaslarının çalışmasında oldukça etkili…


Kalçalarınızı sumo squat ile çalıştırın: 
‘Sumo squat’ düzenli olarak yapıldığında iç bacakların ve kalçanın çalıştırılmasında etkili olur. Hareketi yapmak için, bacaklarınızı açabildiğiniz kadar açın. Ayak parmak uçlarınız en az 45 derecelik açıdayken dışa bakacak şekilde pozisyon alın. Ayaklarınızı hiç hareket ettirmeden, dizinizden kalçalarınıza kadar olan bölge yani üst bacaklarınız yere tamamen paralel oluncaya dek eğilin. Eğilme sırasında ayaklarınızı ve sırtınızı sabit tutmaya çalışın. Ardından pozisyonunu koruyarak yeniden doğrulup ayağa kalkın.


Bacaklarınızı bu egzersizle çalıştırın: 
Evde bacak egzersizi yapmak için ‘side lunge’ iyi bir seçenek. Ayaktayken vücudunuz  düz pozisyonda durun. Kollarınızı yere paralel olacak şekilde açın. Kullanacağınız bacağınızın tarafında doğru yatay bir adım atın. Duruşunuzu bozmadan bacağınızı kırın ve yere eğilin. Diğer bacağınız için aynı egzersizi uygulayın. Side lunge bacak ve kalça kaslarınızı etkin bir biçimde çalıştırırken,  yan bacak kaslarınızın gerilmesine ve esneklik kazanmasına katkı sağlar.

Karın yağlarınızı crunch ile eritin: 
Sıkı ve yağsız bir karın bölgesine sahip olmanın yolu ‘crunch’ egzersizi yapmaktan geçiyor. Egzersizi yapmak için düz bir zemine yatın ve bacaklarınızı dizlerinizden kırın. Ardından ayaklarınızı topuklarınızın üstünde duracak şekilde hafifçe kaldırın. Elleriniz başınızın altındayken gövdenizdeki kürek kemikleri kalkacak şekilde doğrulmaya çalışın. Burada en önemli nokta, kemiklerinizin tamamen havada durması ve ayaklarınızın yerde sabit bir şekilde durmasıdır. Crunch egzersizleri ile karın yağlarınızın kasa dönüşmesi sağlanırken daha fit bir görünüme kavuşabilirsiniz.

Evde egzersiz yaparak formda kalın!


Düzenli egzersiz yapmanın faydaları

  • Kilo kontrolü sağlar.
  • Düzenli uyku uyumanıza yardımcı olur.
  • Dengeli hormon sistemine sahip olabilirsiniz.
  • Kendinizi daha fazla mutlu ve enerjik hissedersiniz.
  • Depresyonla mücadelede düzenli egzersiz çok etkilidir.
  • Sağlıklı eklemlere sahip olabilirsiniz.
  • Dolaşım sisteminiz daha düzgün çalışır.
  • Kalp damar sağlığınıza katkı sağlar.
  • Güçlü kardiyovasküler sisteme kavuşursunuz.
  • Daha az ilaca başvurarak daha sağlıklı bir yapıya kavuşursunuz.
  • Güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olabilirsiniz.
  • Kaliteli yaş alıp, yaşıtlarınızdan daha genç görünebilirsiniz.
  • Vücut dengenizi korur ve yaralanma riskinizi azaltır.
  • Ailenizden geçen kronik rahatsızlıklardan kurtulabilirsiniz.

*Kafe Medya ile tanıtım için tıklayın!

Bu siğil sadece kadınları değil erkekleri de etkiliyor

Dünyada cinsel ilişki ile en sık bulaşan enfeksiyon olma özelliği taşıyan genital siğil, hem kadınlara hem de erkeklere zor süreçler yaşatabiliyor. 

Cinsel yönden aktif olan herkesin, hayatlarının bir bölümünde genital siğile sebep olan HPV virüsü ile karşılaşma olasılığı bulunuyor. 200'den fazla türü bulunan HPV virüsü rahim ağzı kanserinden, penis, dil ve bademcik kanserine dek birçok kansere yol açabiliyor. Öte yandan HVP virüsü kaynaklı hastalıkların çoğunun önüne HPV aşısıyla geçilebiliyor. Memorial Ankara Hastanesi Üroloji Bölümü'nden Op. Dr. Emrah Yakut, genital siğiller, tedavi yöntemleri ve HPV aşısı ile ilgili bilgi verdi:

HPV virüsünün 200'den fazla farklı tipi var

Genital siğil, insan papilloma viruse (HPV) bağlı olarak ortaya çıkan ve cinsel yolla bulaşan bir enfeksiyondur. 200'den fazla farklı tipi bulunan bu virüsün yaklaşık 40 tipi genital siğile neden olurken, 15 tipi de kadında rahim ağzı kanseri ile ilişkilendirilmektedir. Daha önce erkekler üzerinde pek etkisi olmadığı düşünülen genital siğilin seyrek de olsa erkeklerde larenks, penis ve anüste kansere neden olduğu artık bilinmektedir.

Genital siğiliniz varsa cinsel partnerinize bildirin

Cinsel olarak aktif kadın ve erkeklerin yüzde 50 ila 80'i hayatlarının bir döneminde genital HPV enfeksiyonu ile tanışmaktadır. Genital siğil ile enfekte olanlarda virüs ikinci yılda genellikle bağışıklık sistemi tarafından ortadan kaldırılmaktadır. HPV virüsü deriden deriye direkt temas yoluyla bulaşırken, bu bulaşmaların büyük bir kısmı cinsel yolla gerçekleşmektedir. Tek bir cinsel temasla enfeksiyonun bulaşma olasılığı ise yüzde 50 oranındadır. Bunun dışında virüs barındıran eşyalara temas edildiğinde veya doğum sırasında da virüs bulaşabilmektedir. Genital bölge ve makat çevresinde ekzema, tahriş, uzun süreli vajinal akıntı gibi durumlar varsa hastalığın bulaşması daha da kolaylaşırken, enfeksiyon temastan haftalar, aylar hatta yıllar sonra bile ortaya çıkabilmektedir. Genital siğili olanların, bu durumu en kısa sürede cinsel partnerine bildirmesi ve doktora giderek durum değerlendirmesi yaptırması gerekmektedir. HPV ile sadece siğil gelişmediğini, bu virüsün kansere neden olabileceği akıldan çıkarılmamalıdır.

Çok eşlilik en önemli risk faktörüdür

Genital bölgelerde pembe-kahverengi; düz, ciltten kabarık hatta karnabahar görünümünde belirti veren HPV, tek veya çok sayıda ve sık sık tekrarlayan siğillere neden olabilmektedir. Beslenme bozukluğu, sigara kullanımı, cinsel yolla bulaşan diğer hastalıkların varlığı, doğum kontrol ilaçları, östrojen yüksekliği, erken yaşta cinsel ilişki başlaması riskleri artıran sebepler arasında yer almaktadır. Hastalık çoğunlukla cinsel temasla bulaştığından çok eşlilik önemli bir risk faktörü olurken, partner sayısının artması bu oranı daha da yükseltmektedir.

Tedavide amaç bulaşmayı önlemektir

Genital siğilin tanısı klinik olarak lezyonların görülmesi, kadınlarda rahim ağzındaki değişikliklerin PAP Smear ile değerlendirilmesi, erkeklerde ise lezyondan biyopsi alınması ile konulmaktadır. Bununla birlikte özel durumlarda HPV DNA' sını ve tiplerini saptayan özel testler de yapılabilmektedir. Genital Siğil tedavisinde amaç siğilleri ortadan kaldırıp, bulaşma riskini azaltmaktır. Lezyonların bulunduğu bölge, sayısı, yaygınlığı, büyüklüğü, tedavinin maliyeti ile yan etkilerine ve hastanın tercihlerine göre tedavi yöntemi belirlenmektedir. Elektrokoter, kriyoterapi, küretaj, podofilin, trikloroasetik asit (TCA), 5_florourasil, imiquimod krem, sinekateşinler ve lazer tedavi seçenekleri arasında bulunmaktadır. Bu tedavilerin hepsinde tekrarlayan uygulamalar gerekebilir, sonrasında ise düzenli kontroller aksatılmamalıdır.

Genital siğilin ve kanserin önüne HPV aşısı ile geçebilirsiniz

Genital siğillerden korunma öncelikli olarak şüpheli ilişkilerden uzak durmaktan geçmektedir. Prezervatifler ise genital derinin tamamını örtemediğinden yüzde 100 koruyuculuğa sahip değildir. En önemli korunma yöntemi HPV aşısı yaptırmaktır. Cinsel birlikteliğe başlamamış kişilerin aşı yaptırması durumunda, HPV virüsüne yakalanma riskleri yok denecek kadar azalmaktadır. Günümüzde üç farklı HPV aşısı bulunmaktadır. Bunlardan ikisi hem rahim ağzı kanseri hem de genital siğilleri önlemeye yönelik iken, bir tanesi de sadece rahim ağzı kanserine karşı koruma sağlamaktadır. HPV aşısının 9-26 yaşları arasında hem kadın hem erkekler tarafından uygulanması gerekmektedir.

Korunma yolları ile ilgili doğru bilinen yanlışlara dikkat!

Bununla birlikte cinsel ilişki sonrası cinsel bölgeyi yıkamak, idrar çıkarmak, antiseptiklerle temizlemek cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunma sağlamamaktadır. Spermisid köpük, krem ve jellerin koruyuculuğu olmadığı gibi tahrişe bağlı HPV geçişini de kolaylaştırabilmektedir.

*Kafe Medya ile tanıtım için tıklayın!