SON YAZILAR
latest

Yaşamın içinden

yaşam/block-3

sağlıklı yaşam

sağlıklı yaşam/block-1

Kadın Sağlığı

Kadın Sağlığı/block-3

aşk oyunları

aşk oyunları/block-6

sağlıklı yiyecekler

sağlıklı yiyecekler/block-3

moda

moda/block-2

güzellik sırları

güzellik sırları/block-3

diyet zayıflama

diyet zayıflama/block-4

Ruh Sağlığı

Ruh Sağlığı/block-6

Son yazılar

Diyabet hastaları ne kadar meyve tüketmeli?

Diyabet hastaları ne kadar meyve tüketmeli?


Diyabet hastalarının sağlıklı beslenmeleri çok önemli. 

Sağlıklı beslenmede dengeli meyve tüketiminin önemli olduğunu hatırlatan Anadolu Sağlık Merkezi Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Örnek, “Günlük aldığımız karbonhidratın kompleks olması, günlük enerjinin yüzde 40-50’yi geçmemesi özel bir durumu olmayan herkes için geçerli. Diyabet hastaları için ise çok daha önemli. Dolayısıyla sağlıklı karbonhidrat kaynağı olduğunu bildiğimiz meyveler de belirli porsiyonlarda tutulmalı. İstediğimiz kadar yiyebileceğimiz meyve yoktur” açıklamasında bulundu.

Glisemik indeksi yüksek, yani kan şekeri değerlerini hızlı değiştirebilen üzüm, incir, muz, kavun, karpuz ve kuru meyvelerin tüketiminin bazı kişiler için sakıncalı hale gelebileceğine dikkat çeken Anadolu Sağlık Merkezi Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Örnek, “Diğer meyvelerin lif oranları yüksek olduğu için ara öğünlerde tüketilen meyveler kan şekerinin dengelenmesine yardımcı olur. Ana öğünden 2–2,5 saat sonra meyve ile ara öğün yapılabilir” dedi.

Porsiyonlar diyetisyen tarafından kişiye özel belirlenmeli

Porsiyonların diyetisyen tarafından kişinin gereksinimine ve kan şekeri seyrine göre belirlenmesi gerektiğini belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Örnek, “Meyvenin suyu hazır değil, taze sıkılmış olarak tüketilebilir. Fakat posasından arındırıldığı için glisemik indeksi yükselmiş olur. Dolayısıyla posasıyla bir arada smoothie şeklinde bir ara öğünde 100 ml’yi geçmeyecek şekilde tüketilmesi daha faydalı olur” hatırlatmasında bulundu.

Bu yazıyı faydalı buldunuz mu? Hiç bir içeriği kaçırmayın bizi takip edin

Çocuklar için ev yapımı 8 atıştırmalık önerisi

Yaşamın her döneminde önemli olan sağlıklı beslenme, çocuklar için anne karnında başlıyor ve 20'li yaşlara kadar devam ediyor. 

Küçük yaşlarda çocuklara kazandırılan yeme alışkanlıkları onların bütün hayatlarını etkileyebiliyor. Ne yazık ki çocuklar, gerek okulda gerekse marketlerde sürekli işlenmiş ve şeker oranı yüksek besinlere maruz kalıyor. Özellikle sömestr döneminde evde hazırlanacak sağlıklı atıştırmalıklarla çocukları bu gıdalardan uzak tutmak mümkün olabiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü'nden Dyt. Burcu Sel, sağlıklı beslenmenin çocukların gelişimindeki önemi hakkında bilgi verdi.

Çocukların besin gereksinimleri yetişkinlerden farklıdır

Çocuklar hangi yaş grubunda olursa olsun devamlı büyüme sürecindedir. Bu durum bazal metabolizma hızlarının yüksek olduğunu ve buna uygun enerji almaları gerektiğini gösterir. Çocukların büyüme ve gelişmesini sağlamak ve almaları gereken enerjiyi tamamlamak için onlara her gruptan yeterli miktarda besin vermek gerekmektedir. Yeni dokuların yapımı, protein, mineral ve vitaminlere olan gereksinimi artırmaktadır. 

Çocukların menüsünde yer alacak besinler şu şeklide olmalıdır;


1.grup besinler;

Et, tavuk, balık, yumurta, kuru baklagillerdir. Protein sağlıklı büyümek, kasların güçlenmesi, kan yapımı için gereklidir. Bu grupta yer alan besinler; protein, B grubu vitaminlerden niasin, tiamin, riboflavin, B12 vitamini ve B6 vitamini, E vitamini, minerallerden ise demir, çinko ve magnezyum açısından iyi kaynaktırlar. Kuru baklagillerde posa (lif) bulunur.

2.grup besinler;

Süt, yoğurt, peynir, çökelek gibi besinler özellikle kemik ve diş gelişimi, sinir ve kasların düzenli çalışması için gereklidir. Bu grupta yer alan besinler; minerallerden kalsiyum, fosfor, vitaminlerden A vitamini, B12 vitamini, riboflavin ve protein açısından zengindir.

3.grup besinler;

Tahıllar ve tahıllardan elde edilen ekmek gibi ürünlerdir ve bu besinler temel enerji kaynağıdır. Tahıllar günlük beslenme alışkanlıklarının önemli bir parçasını oluşturur. Eğer rafine edilmeden doğal hallerinde tüketilirlerse posa, B vitaminleri (tiamin, riboflavin, niasin ve folat),demir, magnezyum ve selenyum mineralleri için önemli bir kaynaktır.

4.grup besinler;

Sebze ve meyvelerdir. Bu grup, vitamin ve mineral kaynağıdır. A, B, C vitaminlerinden zengindir, vücudun işleyişinde gerekli mineralleri sağlar. Çocukların büyümesi, hastalıklara karşı daha dirençli olmaları, göz, cilt ve sindirim sistemlerinin sağlıklı olması için her gün yeterli miktarda taze sebze ve meyve tüketmeleri önerilmektedir.

5.grup besinler;

Şeker ve yağ grubudur. Tereyağı, zeytinyağı, bitkisel yağlar enerjisi yüksek besinlerdir ve çocukların ihtiyacı olan enerjiyi tamamlamak için gerekir. Yağ grubu besinler özellikle sinir sisteminin çalışması, vitamin mineral emilimi için önemli besinlerdir. Şekerin ise pekmez, bal reçel gibi işlenmemiş besinlerden karşılanması tercih edilmelidir. Çocukların kilo durumuna göre beslenmesine dikkatli eklenmelidir.

Kahvaltı çocuklar için en önemli öğün

Çocuklar için en önemli öğün kahvaltıdır. Bütün gece süren açlıktan sonra, vücut ve beyin güne başlamak için enerjiye gereksinim duymaktadır. Kahvaltı yapılmadığı takdirde dikkat dağınıklığı, yorgunluk, baş ağrısı ve zihinsel performansta azalma olmaktadır. Gün boyu fiziksel ve zihinsel performansın en üst düzeyde tutulabilmesi için günde 3 ana 3 ara öğün düzeninde beslenmeye özen gösterilmelidir. Çocukların öğün aralarında 2-4 saat olması uygundur. Günde yaklaşık 2 litre su tüketilmelidir. Açlık hissedildiğinde tüketilen besinlere dikkat edilmelidir. Örneğin, şeker ve şekerli besinler, cips gibi yiyeceklerin tüketilmemesi gereklidir. Gazlı içecekler yerine süt, yoğurt, sütlü tatlılar, ekmek arası peynir, tost, meyve veya taze sıkılmış meyve suyu veya evde hazırlanacak sağlıklı atıştırmalıkların tüketiminin tercih edilmesi çocukların sağlıklı beslenmeleri açısından daha yararlıdır.

Çocuklar için evde hazırlanabilecek sağlıklı atıştırmalıklar


1. Evde hazırlanmış meyveli kefir veya meyveli süt

2. Yoğurt içine Trabzon hurması veya dilediğiniz başka bir meyve (Üzerine ceviz ve dilerseniz toz tarçın ekleyebilirsiniz)

3. Meyveli yoğurt dondurması

4. Fırınlanmış, baharatlı nohut

5. Evde hazırlanmış lavaş cips veya mini pizzalar

6. Naneli veya fesleğenli ayran

7. Muz üzerine bal ve dövülmüş fındık

8. Meyve, yulaf, ceviz veya fındık karışımı ile hazırlanmış minik barlar

Bu yazıyı faydalı buldunuz mu? Hiç bir içeriği kaçırmayın bizi takip edin

Ofiste sağlığın 6 püf noktası

Uzun süre bilgisayar başında çalışıyor; çoğunlukla da omuzlarınız, kollarınız ve ellerinizin ağrısından duramıyorsunuz! 

Ülkemizde milyonlarca ofis çalışanının yaşam kalitesini ciddi oranda düşüren bu ağrılardan, alacağınız bazı basit tedbirlerle büyük ölçüde kurtulmanın mümkün olduğunu biliyor muydunuz? Acıbadem Altunizade Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Arel Gereli, herkesi ofiste sağlık seferberliğine katılmaya çağırarak, "Ofis çalışanlarında sık görülen omuz, kol ve el sorunlarında farkındalığı arttırmayı amaçlıyoruz. Çünkü bu sorunlar çok daha ciddi bir hastalığa evrilmeden önlenebiliyor" diyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Arel Gereli, masa başında çalışırken alabileceğiniz 6 basit ama etkili önlemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Ofiste omuzlarınızı geri alıp dik oturun

Özellikle uzun süre öne eğik çalışan kişilerin; hem kendilerini hem de kürek kemiklerini daha dik konumda tutmaları şart. Kürek kemiğinin öne doğru tutulması çevreleyen kasların uyumunu bozarak ağrıya neden oluyor. Dahası bu kasların uyumsuz çalışması uzun dönemde omuzda kas yırtığına yol açabiliyor. Omuzda kas yırtığı ise kendini gece ağrısı ve hareket kaybı ile gösteriyor. Bu nedenle kendi kendinize dik durmaya çalışın, dik durmayı tercih edin.

Bilgisayar ekranınızı göz hizanızda tutun

Bilgisayar ekranınızı göz hizanızda, klavyenizi kollarınız rahat pozisyonda olacak şekilde gövdenize yakın tutun. Klavyeye doğru uzanarak omuzlarınızı öne doğru açılandırmaktan kaçının. Klavye ve farenin kol eklemlerinizi bükük tutmayı engelleyecek mesafede olmasına özen gösterin. Dirsek ve el bileklerinin bükük durumda uzun süre kalması bu bölgelere komşu sinirleri sıkıştırarak ellerde uyuşma, ağrı ve güç kaybı ile sonuçlanabiliyor.

30 dakikada bir 3 dakika dolaşın

Hareketsiz kalmak hareket etmekten daha zordur. Çünkü hareketsiz kalmak için kaslarımızı devamlı kasılı tutmamız gerekir. O nedenle ofis çalışanları bütün gün oturduğu halde kronik yorgunluk çekerler. Omuz ve kolları sabit tutmak için bu bölgedeki kasların devamlı kasılı durması ise spazm ve ağrıyla sonuçlanacaktır.

İletişim araçlarını gereksiz kullanmayın

Cep telefonunun amacı dışında ve aşırı kullanımı, iletişim için yazılı mesaj kanallarının tercih edilmesi, özellikle el ve ön kol bölgesi eklem ve kaslarda kronik ağrıya yol açıyor; bir anlamda onların kullanım ömrünü tüketiyor. Bu nedenle iletişim araçlarını günlük yaşantınızda gereksiz yere kullanmamaya çalışın.

Arkadaşlarınızı uyarın

Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Arel Gereli "Ne kadar dikkat edersek edelim günün yoğunluğu içinde bu noktaları gözden kaçırabiliyoruz. O nedenle ofis çalışanları birbirlerini uyarmalı, farkındalığı artıracak şekilde birbirlerini motive etmeliler. Çünkü emin olun iş arkadaşlarınız da sizin çektiğiniz ağrıları çekiyor" diyor.

Gece ağrınız oluyorsa hekime başvurun

Gün içinde çekilen ağrılar iş çıkışı veya tatil dönemlerinde rahatlayabiliyor. Çünkü soruna maruz kaldığınız süre bittiğinde eklemler, kaslar, tendonlar ve sinirler kendini toparlayabiliyor. Ancak ağrılarınız gece de devam ediyorsa vücudunuzun iyileştiremediği bir durum söz konusu olabilir. O sebeple omuz, kol ve ellerinizde gece ağrısı varsa mutlaka bir uzmana başvurun.

Bu yazıyı faydalı buldunuz mu? Hiç bir içeriği kaçırmayın bizi takip edin

Adet dışı kanamaları dikkate alın, kanser belirtisi olabilir!

Adet dışı kanamaları dikkate alın, kanser belirtisi olabilir!


Söz konusu kadınlar olduğunda birçok belirti bazı kadın hastalıklarına işaret edebiliyor. 

Özellikle de günlük hayatın yoğunluğu içinde gözden kaçırılan bu belirtiler çoğu zaman önemsenmese de ciddi bir hastalığın habercisi olabiliyor. Avrasya Hastanesi Medikal Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Fatma Şen, kadınlarda görülen 8 kanser belirtisini anlattı.

Yorgunluk sürekli hale geldiyse…

Her ne kadar dinlenseniz ya da düzenli olarak uyusanız da kendinizi sürekli yorgun ve halsiz hissediyorsanız, bir uzmana başvurmakta yarar vardır. Çünkü vücudun verdiği bu tip yorgunluk belirtileri birçok kanserin ilk belirtileri olabilir. Bu durumda yapmanız gereken yorgunluk dışında gözlemlediğiniz diğer semptomları doktorunuzla konuşmaktır. Zira açıklanamayan halsizlik görmezlikten gelinmeyecek kadar önemli bir sorundur.

Kilo kayıpları normalin altındaysa…

Eğer bir kadın normal şartlarda, olduğu kilonun altına düşmeye başlarsa bu durum mutlaka ihmal edilmemelidir. Çünkü ani görülen kilo kayıpları, iştahsızlık, az yediği halde hemen doymak özellikle yumurtalık kanserinin önemli bir belirtisidir. Açıklanamayan kilo kayıpları aynı zamanda kanser olmasa da tiroid gibi hastalıkların habercisi olabilir.  

Nefes almak zor bir hale geldiyse…

Akciğer kanserinin ilk belirtilerinden biri de nefes darlığıdır. Bu durum başlarda hayatı olumsuz etkilemese de zamanla ilerleyerek hastaların günlük yaşamlarını dahi etkilemeye başlar. Örneğin birçok akciğer kanseri hastası, merdiven çıkarken bile nefesinin tıkandığını, nefes alamadığını ve göğsünün sıkıştığını hisseder. Böyle durumlarda kişi, mutlaka bir doktora görünmelidir. Çünkü kişinin akciğer kanseri olması durumunda erken teşhis hayatını kurtaracaktır.

Devam eden bir şişkinlik hissediyorsanız…

Söz konusu kadınlar olduğunda en önemli sorunların başında gelen şişkinliğe, karın ağrısı veya pelvik ağrı da eşlik ediyorsa bu durum, yumurtalık kanserinin habercisi olabilir. Şişkinlik problemini sürekli yaşamanız halinde, mutlaka bir doktora görünmenizde fayda vardır. 

Adet düzensizliği önemli bir konudur!

Birçok kadın menopoz öncesinde yaşanan adet düzensizliğini normal karşılar. Ancak bu tip düzensizlikler ve anormal kanamalar kolorektal kanserlerin belirtisi olan gastrointestinal kanamalar da olabilir. Özellikle adet dönemi içinde ya da dışında görülen anormal kanamalar ve şiddetli ağrılar, kadınlarda en sık görülen rahim kanserinin belirtisi olabilir. 

Memede muayenesini ihmal etmeyin!

Her ne kadar bu konu üzerinde yeterli farkındalığa ulaşılmasa da, meme muayenesi her kadının düzenli aralıklarla yapması gereken bir sağlık kontrolüdür. Özellikle kişinin kendi yapacağı kontroller, bu konuda belirleyici bir rol üstlenmektedir. Yapılan muayeneye göre, meme bölgesinde kızarıklık, derinin kalınlaşması ve meme dokusunda meydana gelen ve bir haftadan fazla süren şişlik mutlaka dikkate alınmalıdır. Tüm bu belirtilere ek olarak, memede meydana gelen şekil değişiklikleri ve meme ucunda oluşan semptomlar da dikkate alınmalıdır.

Bu yazıyı faydalı buldunuz mu? Hiç bir içeriği kaçırmayın bizi takip edin

Hasan Peköz‘ün yeni albüm çalışması ‘SERÜVEN’

Hasan Peköz‘ün yeni albüm çalışması ‘SERÜVEN’

İki yıl aradan sonra Hasan Peközün yeni Albüm çalışması ‘SERÜVEN’ Tanju Duman Müzik Medya etiketi ile tüm dijital müzik platformlarında yerini aldı.


İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuarı Mezunu olan Hasan Peköz, yaşadıklarını somutlaştırıp söz ve müziğe dönüştürdüğü üç yeni eser ile sevenlerine yeniden merhaba dedi.


https://open.spotify.com/album/1VKf5NWYzVms5BugEc6enB


Her biri ayrı formatta olan eserlerin aranjörlüğünü Mustafa Sarıkaya, Müzik Yönetmenliğini Tanju Duman’ın yaptı.


Birbirinden değerli Müzisyenlerin eşlik ettiği altı aylık Stüdyo çalışma süreci sonrası, Türkiyede Klip çalışmaları tamamlandı.


Bodrum, Didim ve Şirince bölgesinde eserlerin ruhu ile örtüşen görüntüler alınarak, şarkılar ile görsel bütünlük oluşturuldu.


Albümün piyasaya çıkışı ile ilk yayına giren Klip çalışması İçerim Şimdi isimli çalışma oldu. Ağustos ayı sonunda Hasret, Eylül ayı sonunda ise Sormayın Klibi yayına girecek.


Bu yazıyı faydalı buldunuz mu? Hiç bir içeriği kaçırmayın bizi takip edin

Yaz ayları midenizin düşmanı olmasın!

Yaz ayları midenizin düşmanı olmasın!

Mevsim geçişlerinde bedenimiz birçok değişime ayak uydurmaya çalışır. Beslenme de bu değişimlerin arasında yer alıyor… 

Yaz aylarında sıcak ve nemli havanın etkisi, uzayan geceler ve değişen yemek saatleri mide ağrılarının artış göstermesine neden olur. Bunların yanında zengin bir yemek skalasına sahip olmamız ve ağır yemekleri geç saatlerde tüketmemiz de bazı sağlık sorunlarına yol açabilir. Avrasya Hastanesinden İç Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Sedat Işık, yaz aylarında mide ağrılarının sebeplerini ve tedavisini anlatıyor.

Mide karışık bir çalışma sistemine sahiptir

Mide, besinlerin belli bir süre tutulduğu ve gıdaların ayrıştırılarak sindirimin kolayca gerçekleşmesine yardımcı olan organımızdır. Diyaframın altında, karın boşluğunun üst sol bölgesinde bulunan mide, oldukça karışık ve birden fazla kimyasal reaksiyonla desteklenen çalışma sistemine sahiptir. 

Mide ağrısı nedenleri

  • Düzensiz yemek yeme alışkanlıkları,
  • Hormonal faktörler,
  • Herhangi bir besin maddesine karşı alerjik bir durum,
  • Stres gibi psikolojik sebepler,
  • Fazlaca alkol ve sigara tüketimi,
  • Mide ağrısına sebep olacak çeşitli mide hastalıkları gösterilebilir.

Düzensiz besleniyorsanız…

Midenin iç yüzünde bulunan mukoza tabakasının farklı olaylar sonucu iltihaplanması olayına Gastrit adı verilir. Özellikle yetişkin insanlarda çok sık rastlanan bir hastalık olarak bilinen Gastritin diğer hastalıklara nazaran daha yüzeysel etkileri ve sonuçları vardır. İlerlemesi sonucu daha derinlere nüfuz edebilir ve ülsere yol açabilir. Hastalığı tetikleyen en belirgin durum düzensiz beslenme ve yerli yersiz tüketilen gereksiz ürünler - alkol, sigara- gösterilebilir. Hastalığın ilerleyen aşamasında da genetik yatkınlığı olan ve özellikle kanserojen maddelere maruz kalan bireylerde kansere gidişe zemin hazırlamaktadır. Mide bezlerinde doku değişiklikleri olan hastalarda mide kanseri dört kat daha fazla görülmektedir. 

Sürekli mideniz mi yanıyor? 

Gastrit, akut ve sürekli olmak üzere iki ayrı şekilde sınıflandırılmaktadır. Kronik gastrit, kendini çok fazla belli etmez ve belirtileri kısa sürelidir. Teşhisi konusunda sıkıntı yaratabilir ve mide iltihabı, kusma, şişkinlik, iştahsızlık belirtileri arasında yer alır. Akut gastritte, midede yanmalar ve aşırı bir basınç ortaya çıkar. Alkolün alımında mide ile teması sonrası mide tahriş olabilir ve delinmeler, yaralanmalar meydana gelir bu süreçte hasta mide bulantısı ile birlikte sürekli kusmaya başlar fakat kusmuğun rengi kanla karışık kırmızı bir renge sahiptir.

Tedavinin temelinde beslenme kuralları yatıyor

Hastalık başlangıç aşamasındayken uygun ilaç tedavisine başlanabilir. İlaç tedavisinin yanı sıra eş zamanlı diyet uygulanmaktadır. Hastaya uygun yiyecek ve içecekler belirlenir ve hasta bu şekilde beslenir. İlaç tedavisi mideyi onarmak ve tahripleri aza indirgemek amaçlı uygulanır. Hasta normale döndüğünde yediklerine ve içtiklerine yine de dikkat etmelidir, çünkü mide yeniden tahriş olabilir ve hastalık nüksedebilir. Diyet uygulamasında az yağlı besinler ve sebzeler ek olarak asitsiz ve diyet içecekler tavsiye edilmektedir.

Tat almakta güçlük mü çekiyorsunuz?

Mide asidinin aşırı üretimine bağlı olarak meydana gelen yaralar olan ülser, mide bölgesinde ağrı, yanma ve ekşime gibi yakınmalarla kendini gösterir.

  • Hasta kişi sürekli ağzında ekşimsi bir tat hissi ile karşılaşır ve tat alma duyusu normal bir bireye göre hassas değildir,
  • Hasta kişinin dili, normal insanlara göre daha koyu bir renge bürünür,
  • Karnın üst kısmında ağrı ve acı hissi ortaya çıkar.
  • Hastalığın ikinci aşamasında baş dönmesi ve aşırı terleme gözlenir. Bu durumda derhal doktora başvurulmalıdır. Kusmalar başlar ve çoğu zaman hastanın ağzından kan gelir, bazı hastaların dışkılarında da kanama görülebilir bu belirtilerde artık hastalık ilerlemiş ve tedavisine bir an önce başlanması gereklidir.

Tedaviye erken başlamak önemli!

Bu hastalık tedavi konusunda çok fazla zorluk çıkarmamaktadır. Özellikle ilk aşamada teşhis konulur ve tedaviye erken başlanırsa hastalığın tedavisi erken zamanda ve kolay bir şekilde gerçekleştirilir. Hastalığın durumuna göre başlangıçta ilaç tedavisi uygulanabilir. Tedavi sırasında ve sonrasında; 

  • Düzenli bir şekilde istirahat etmek,
  • Sigara, alkol ve çay gibi maddelerden olabildiğince uzak durmak ve sigaralı ortamda bulunmamak,
  • Yemek saatlerinizi kaçırmamak ve bu saatleri belirli bir düzene sokmak,
  • Bağırsaklarınızın düzenli bir şekilde çalıştığından emin olmak.

Bu yazıyı faydalı buldunuz mu? Hiç bir içeriği kaçırmayın bizi takip edin

Haftada 3’ten fazla ise bağımlı olabilirsiniz!

Haftada 3’ten fazla ise bağımlı olabilirsiniz!

Pornografi bağımlılık yapabiliyor… 

Bir kişinin bir hafta boyunca üç seferden daha fazla pornografik içerikle temas etmesi ve sosyal yaşamını etkileyecek kadar vakit harcaması durumunda pornografi bağımlılığından söz edilebileceğini belirten uzmanlar, kumar bağımlılığı ile ortak noktalara sahip olduğuna dikkat çekiyor. Bu tip bağımlılıkların biyolojik, psikolojik ve sosyal boyutları bulunduğunu belirten uzmanlar, pornografi bağımlılığının tedavisinde diğer davranış bağımlılıklarının tedavisinde de kullanılan bilişsel davranışçı terapinin kullanıldığını söyledi.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Alptekin Çetin, pornografi bağımlılığına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Haftada üçten fazla temasta bağımlılık riski olabilir 

Pornografi bağımlılığını, “bir kişinin fiziksel, sosyal ve ruhsal olumsuz yanlarına rağmen pornografik bir materyal kullanarak ortaya çıkardığı kompulsif bir davranış paterni” olarak tanımlayan Dr. Alptekin Çetin, “Kişi çevresindekilerle etkileşime girmek yerine daha fazla pornografik içerik izlemeye devam eder. Bu esnada haz almak amacıyla kendisini tatmin edebilir. Eğer kişi bir hafta boyunca üç seferden daha fazla pornografik içerikle temas ediyor ve sosyal yaşamını etkileyecek kadar vakit harcıyorsa bağımlılık riski olarak düşünülebilir.” uyarısında bulundu. 

Kumar bağımlılığı ile ortak noktaları var

Pornografi bağımlılığının kumar bağımlılığı ile ortak noktalara sahip olduğunu belirten Dr. Alptekin Çetin, “Pornografi bağımlılığı kendisine ait tanı ölçütlerine henüz sahip değilse de bir davranış bağımlılığı olan “kumar bağımlılığı” ile ortak noktalara sahiptir. Bu tip bağımlılıkların biyolojik, psikolojik ve sosyal boyutları bulunmaktadır. Kişinin genetik olarak haz alma sorunu yaşaması, dürtü kontrolü sağlayamaması, ruhsal olarak depresif yakınmalarının bulunması ve tek haz noktası olarak pornografik içeriği görmesi çeşitli sebepleri oluşturmaktadır.” diye konuştu.

Pornografi bağımlılığı bir hastalık mıdır?

Pornografi bağımlılığının farklı tanı ölçütleri tarafından henüz bir “hastalık” olarak kabul edilmese de pek çok farklı bilimsel yayının bu durumu hastalık olarak ele aldığını kaydeden Dr. Alptekin Çetin, “Yukarıda da bahsedildiği gibi “kumar” bağımlılığı ile pek çok ortak noktaya sahiptir. Özellikle kişinin objektif olarak zarar görmesine rağmen aynı davranış paternini sürdürmesi bu durumun hastalık olarak ele alınmasına neden olmaktadır.” dedi.

Bilişsel davranışçı terapi kullanılıyor

Psikiyatri Uzmanı Dr. Alptekin Çetin, tedavi olarak diğer davranış bağımlılıklarının tedavisinde de kullanılan bilişsel davranışçı terapinin, en uygun tedavi seçeneği olarak görüldüğünü sözlerine ekledi. 

Bu yazıyı faydalı buldunuz mu? Hiç bir içeriği kaçırmayın bizi takip edin

Dövme nedeniyle oluşan 7 farklı risk var!

Dövme nedeniyle oluşan 7 farklı risk var!

Bir gençlik hevesi gibi görünse de dövme, her yaştan insanın vücudunu süslemek için tercih ettiği yöntemlerden biri. Kendimizi son derece sınırlandırılmış hissettiğimiz koronavirüs günlerinde dövme bir değişiklik aracı olarak cazip gelse de hijyen koşulları açısından her zamankinden daha çok dikkat etmemiz gerektiği de ortada. 


Dövme hakkında ayrıntılı bilgi verirken dikkat edilmesi gereken noktalara dikkat çeken Acıbadem Bağdat Caddesi Tıp Merkezi Dermatoloj Uzmanı Doç. Dr. Sibel Berksoy Hayta, "Dövme yaptıracağınız alanın kapalı ortam olduğunu ve işlemin uzun süreceğini göz önünde bulundurarak ortamda Covid-19'a karşı alınan önlemler hakkında bilgi isteyin. İki işlem arasında randevu saatlerinin aralıklı olduğuna emin olun. Çalışanların maske kullanmasına, diğer müşterilerin de bu konuda özenli olup olmadığına dikkat edin" uyarılarında bulunuyor.


Binlerce yıldan bu yana önceleri soyluluğun ya da köleliğin, askerliğin ya da ergenliğin, erdemin ya da cesaretin, bir kabileye aidiyetin ya da kötülüklerden arınmanın ifadesi olarak kullanılan dövme günümüzde süs, moda ve sanat olarak değerlendiriliyor. Her geçen yıl daha da yaygınlaşan bu bedenini süsleme yöntemi birkaç saat içinde yapılsa da izleri kalıcı olduğu için yapmadan önce iyi düşünmek ve karar vermek gerekiyor. 


Dövme yapılırken, cildin üst tabakasına ince iğnelerle kalıcı boyanın yerleştirilerek istenen tasarımın ortaya konulduğunu anlatan Acıbadem Bağdat Caddesi Tıp Merkezi Dermatoloji Uzmanı Doç. Dr. Sibel Berksoy Hayta, "Dövmeler için kullanılan boyalar bazen vücut tarafından yabancı cisim olarak algılanır ve vücut bu cisimlere karşı savunma fonksiyonlarını çalıştırır. Böylece alerjik reaksiyonlar, enfeksiyonlar ve hatta deri kanserine kadar ilerleyebilen bir süreç başlamış olur" diye konuşuyor.


Dövme yaptırmadan önce!

Dövme yaptırmadan önce dikkatlice düşünüp dövme isteğinden emin olunması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Sibel Berksoy Hayta, şöyle devam ediyor: "Pişman olabileceğinizi düşünüyorsanız veya endişeleniyorsanız kendinize zaman verin. Dövmenin yerini dikkatlice seçin. Dövmenizi kıyafetlerin altına gizleme seçeneğini isteyip istemediğinizi düşünün. Dövme için seçeceğiniz tasarımı uzun süre bedeninizde taşıyıp taşımak istemediğinize emin olun. Genç yaşta iseniz seçeceğiniz tasarımın ileri yaşlarınızda da sizinle olacağını unutmayın. Kilo alımının dövmeyi bozabileceğini veya görünümünü etkileyebileceğini unutmayın. Dövme tasarımını seçerken mümkün olduğunca az renkli olmasına özen gösterin."


Maske, eldiven ve sosyal mesafe kuralı aynı

Dövme tasarımı kadar bu işlemin yapılacağı yerdeki hijyen kurallarına özellikle Covid-19'a karşı korunmayı sağlayacak biçimde uyulup uyulmadığı da dikkat edilmesi gereken noktaların başında geliyor. Dövme işleminin uzunca sayılabilecek bir sürede ve kapalı alanlarda yapıldığına işaret eden Doç. Dr. Sibel Berksoy Hayta, "Uygun şekilde eğitim almış çalışanların istihdam edildiği yerlere gidin. Dövme yaptırdığınız yerde alınan koronavirüs önlemleri hakkında bilgi isteyin. İki işlem arasındaki randevu süresinin uzun olmasına dikkat edin. Çalışanlar ve dövme sanatçısının maske taktığından, müşterilerini de bu konuda uyardığından emin olduğunuz bir yere gidin. İşlem süresince maskenizi çıkarmayın" diye bilgi veriyor. 


Tüm bu önlemlerin yanı sıra dövme yapan kişinin eldiven giymesine, kullanılan ekipmanın uygunluğuna ve işlem öncesi tüm iğne ve tüplerin kapalı paketlerden çıkarılmasına, tek kullanımlık olmayan ekipmanların sterilize edilmesine de dikkat etmek gerekiyor. Doç. Dr. Sibel Berksoy Hayta, dövme yaptırdıktan sonraki süreç hakkında da "Dövmenize iyi bakın, temiz tutun. Dövme alanını güneşten koruyun ve sık sık nemlendirin. Dövmenizin enfekte olabileceğini düşünüyorsanız veya dövmenizin düzgün iyileşmediğinden endişeleniyorsanız, dövmeniz beklediğiniz gibi değilse ya da sildirmeyi düşünüyorsanız dermatoloğunuza başvurun" diyor.


Dövme nedeniyle oluşan 7 farklı risk var!


Karar vermeden önce bunları bilin!


Acıbadem Bağdat Caddesi Tıp Merkezi Dermatoloji Uzmanı Doç. Dr. Sibel Berksoy Hayta, dövme sonrasında deride gelişebilecek olası yan etkileri şöyle sıralıyor:


1. Alerjik reaksiyonlar: Dövme yapılırken kullanılan boyalar, özellikle kırmızı, yeşil, sarı ve mavi renkte olanlar kaşıntılı kızarıklık gibi alerjik cilt reaksiyonlarına neden olabilir. Alerjik reaksiyonlar, dövmeyi yaptırdıktan sonraki 1-2 saat içinde ortaya çıkabileceği gibi yıllar sonra bile görülebilir.


2. Cilt enfeksiyonları: Dövme yaptırdıktan sonra uygulama bölgesinde bakteriyel veya viral kaynaklı deri enfeksiyonları gelişebilir.


3. Yara iyileşmesi sorunları:
Dövme sonrası yara iyileşme mekanizmalarında bozulma meydana gelebilir. Bu da skar-keloid dokusu olarak bilinen aşırı yara izlerine neden olabilir.


4. Yabancı cisim tepkisi: Bazen dövme için deri altına yerleştirilen boya etrafında granülom adı verilen iltihabi bir bölge oluşur ve deri yapısının bozulmasına ve deride sertleşmelere sebep olabilir.


5. Kanla bulaşan hastalıklar: Dövme için kullanılan ekipmana herhangi bir virüs taşıyan kan bulaşmışsa, metisiline dirençli Staphylococcus aureus (MRSA), Hepatit B ve Hepatit C, AIDS dahil olmak üzere çeşitli kan yoluyla bulaşan hastalıklara yakalanma riski görülür.


6. Görüntüleme, radyolojik problemler: Nadiren, dövmeler veya kalıcı makyaj, tanı amaçlı kullanılan manyetik rezonans görüntüleme (MRI) incelemeleri sırasında etkilenen bölgelerde ödem veya yangıya neden olabilir. Bazı durumlarda dövme boyası görüntünün kalitesini bozabilir.


7- Deri kanseri riski: Zaman içerisinde dövme bölgesinde ya da çevresinde çeşitli türden deri kanserleri gelişebilir.


Bu yazıyı faydalı buldunuz mu? Hiç bir içeriği kaçırmayın bizi takip edin

Kişiye özel sağlıklı ve aktif yaşam tarzı

Sağlıklı ve aktif bir yaşam tarzı sürdürmek doğru bir planlama yapmakla mümkün olabilir. Bu planlamayı yaparken genel sağlık ve mutluluk anlayışınıza katkıda bulunan çok sayıda faktör olduğunu unutmamak gerekir.

Fitness seviyenizde ve vücut kompozisyonunuzda arzu ettiğiniz değişimi yakalamak için büyük resme bakıp hayatınızı farklı açılardan değerlendirmeniz gerektiğini belirten Herbalife Nutrition Global Sporcu Performansı ve Fitness Eğitimlerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Samantha Clayton, kişiye özel sağlıklı ve aktif yaşam tarzı planı hazırlamanın yollarını sıraladı.

Sağlıklı bir yaşam tarzı rastgele yaptığınız bir şey değil, bilinçli olarak almanız gereken bir karardır. Eğer yetersiz besleniyor, oturarak çok fazla zaman geçiriyor ve bir programa bağlı kalamıyorsanız, hayatınızı kontrol altına almanın zamanı gelmiş olabilir. Herbalife Nutrition Global Sporcu Performansı ve Fitness Eğitimlerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Samantha Clayton, size uygun olan sağlıklı ve aktif yaşam tarzı planını hazırlamanın yollarını şöyle sıraladı.

Beslenme tarzınızla aktivite seviyeniz örtüşsün

Gündelik hayatınızda ne kadar aktifseniz, vücudunuzun yeterli miktarda besin alması da o kadar önem kazanır. Vücudunuzun en iyi şekilde performans gösterebilmesi için her gün düzenli olarak makro ve mikro-besinler almanız gerekir. Egzersiz sonrasında vücut yapılarının korunabilmesi için, günlük tavsiye edilen protein ve vitamin miktarını aldığınızdan emin olmalısınız. Yeterli miktarda sıvı almak ve beslenme saatlerine özen göstermek, vücudunuzdan maksimum düzeyde verim almanıza yardımcı olacaktır.

Çalışma ve uyku saatlerinizi dengede tutun

Eğer haftada 50 saatten fazla çalışıyorsanız, bu durum stres seviyenizin yükselmesine neden olabilir. Çalışma tarzınızı değerlendirin ve günlük iş planlamanızı daha verimli hale getirerek işyerinde fazladan zaman harcamaktan kaçınmanızın mümkün olup olmadığına karar verin. Günde 6-8 saatten az uyuyorsanız, vücudunuzun yeterince dinlenmesi, yenilenmesi ve canlanması için uyku alışkanlığınızı düzeltmeye gayret etmelisiniz.

Hedefinize ulaşmak için egzersiz yapın

Haftada beş gün olmak üzere günde 30 saat egzersiz yapmak sağlık açısından önemlidir. Mevcut fitness seviyenizi korumaktan daha fazlasını yapmak isterseniz, egzersiz programınızın süresini artırmanın bir yolunu bulmalısınız. Egzersiz için günde 45-60 dakika ayırırsanız, planlı bir rutin izleyebilirsiniz ve ayrıca ısınma ve soğuma için de zamanınız kalır.

Egzersiz için kendi programınızı oluşturun

Egzersiz ve sağlıklı beslenme söz konusu olduğunda, her duruma uyabilecek tek bir program olmadığı unutulmamalıdır. Hepimizin farklı vücut tipleri var ve her birimiz egzersiz ve yaşam tarzı değişikliklerine farklı yanıt veriyoruz. Şöyle düşünelim: eğer tek bir formül olsaydı, hepimiz sporcu olur ve heykel gibi vücutlara kavuşurduk. Bu nedenle, kişisel olarak keyif alabileceğiniz bir sağlıklı ve aktif yaşam tarzı planı yapmaya çalışmalısınız. Egzersiz için kendi programınıza uygun bir zaman belirleyin ve iyi yaşam tercihlerini günlük rutininizin bir parçası haline getirmeye gayret edin.

Sağlıklı atıştırmalıklar tüketin

Gün içerisinde besin değeri düşük fakat kalorisi yüksek olan sağlıksız atıştırmalıklar tüketiyorsanız, gün içerisinde yaşadığınız açlık krizlerini ekstra kalori almadan bastırmanıza yardımcı olacak daha sağlıklı alternatifler bulmalısınız.

Kendinizi başkalarıyla kıyaslamayın ve her zaman pozitif hissedin

Kendimizi etraftakilerle kıyaslamamız son derece doğaldır. Aslına bakarsak, arkadaşınızın kaydettiği ilerleme size ilham ve motivasyon sağlayabilir ve hedeflerinize ulaşmak için daha fazla çalışmanıza yardımcı olabilir. Ancak bu eşiği aşıp kendinizi başkalarıyla kıyaslamaya başlarsanız, kaydettiğiniz ilerleme sizi hayal kırıklığına uğratabilir ve vazgeçmenize neden olabilir. Bir birey olduğunuzu ve kişisel ilerlemenizin gerçekten kişisel olduğunu hiçbir zaman unutmamalısınız.

Duygu dünyamız enerji seviyemizi, gayret seviyemizi ve elde ettiğimiz sonuçları olumlu ya da olumsuz yönde etkileyebilir. Pozitif olmak için çaba harcamak, hedefleri not etmek ve sağlıklı yaşam konusunda kararlı olmak motivasyonunuzu korumanıza yardımcı olacaktır.

Bu yazıyı faydalı buldunuz mu? Hiç bir içeriği kaçırmayın bizi takip edin

Çocuklu tatilin 9 püf noktası

Çocuklu tatilin 9 püf noktası

Tatil keyfi kabusa dönüşmesin!

Okulların kapandığı, yaz sıcaklarının iyice bastırdığı bugünlerde pek çok kişi tatil planları yapıyor, valizler hazırlanıyor. Özellikle de bir buçuk yıldır devam eden pandemi sürecinde online eğitim nedeniyle günlerinin büyük bölümünü evde geçiren çocuklar, tatili dört gözle bekliyor. Peki çocuklu ve bebekli aileler tatillerini sağlıklı ve keyifli geçirmek için nelere dikkat etmeli?  

Acıbadem Ankara Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Armağan Oğuz “Güneş yanıklarından besin zehirlenmelerine dek birçok faktör önlem alınmadığında yaz tatilinin hastanede geçirilmesine neden olabiliyor. Bu nedenle anne babalar yaz tehlikelerine karşı bazı basit önlemlere dikkat ederek tatilin sağlıklı, konforlu ve keyifli geçirilmesini sağlayabilirler” diyor. 

Dr. Armağan Oğuz tatil keyfinin kabusa dönüşmemesi için dikkat edilmesi gerekenleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. 

1-Sık sık su içirin

Sıcak havalarda vücut normalden fazla terleyerek sıvı kaybettiği için, çocuklara sık sık su içme alışkanlığı kazandırmak çok önemli. Vücudun kaybettiği sıvıyı yerine koyacak en sağlıklı içecek sudur. 

2-Besin hijyenine dikkat edin

Yaz aylarında ishalde artış gözleniyor. Bu nedenle çocukların içtikleri suya, yedikleri yemeklere ve el temizliklerine özen göstermesi çok önemli. Pişmemiş gıdalar ishal için en tehlikeli gıdalardır. Tatilde kaynağını bilmediğiniz ve temizliğinden emin olmadığınız gıdaları çocuklarınıza yedirmeyin. Eğer gideceğiniz tatil yöresine yönelik önceden beslenme ve enfeksiyonlar ile ilgili uyarılar olduysa bunlara kulak verin. Yanınıza kolay bozulmayacak gıdalar alın.

3-Böcek ısırıklarına karşı önlem alın

Çocuğunuzu böcek ısırmalarından korumak için bitkisel içerikli spreyler kullanmak ve gece için yatağının üzerine cibinlik kurmak kaşıntılı bir gün geçirmesine engel olabilir. Eğer akrep ve kene gibi bir böcek ısırdıysa mutlaka acil servise başvurmak gerekir. Isıran böceği yakalayabildiyseniz bir kap içerisinde böceğin doktora gösterilmesi, tedavi sürecine katkıda bulunacaktır.

4-Bu saatlere dikkat edin!

Bebeğinizi ve çocuğunuzu güneşin zararlı ışınlarından korumak şüphesiz son derece önemli. Bunun için güneş kremi kullanmaya özen gösterin. Ayrıca sıcak yaz günlerinde, güneş ışınlarının dik geldiği 11:00-16:00 saatleri arasında doğrudan güneşe maruz bırakmamaya dikkat edin. Özellikle güneşe maruz kalan omuz, ense ve boyun gibi vücut alanlarını kıyafetle, kafasını şapka ile koruyun.

5-Sağlık hizmeti var mı öğrenin

Dr. Armağan Oğuz “Bebekli ve çocuklu olan bütün aileler, tatil planı yaparken, gidecekleri yerde sağlık hizmeti sunan bir kuruluş olup olmadığını kontrol etmelidir. Tedbiri elden bırakmayın” diyor.

6-Pamuklu kıyafet giydirin

Özellikle yaz sıcaklarında bebeklerde ter kanallarının tıkanması sonucu isiliğe çok sık rastlanıyor. Bu nedenle bebeğinizin sık sık cildini serinletmeniz, kıyafet seçiminde görsellikten ziyade yumuşak, pamuklu ve ince giysiler olmasına dikkat etmeniz büyük önem taşıyor. 

7-Alerji ilaçlarını unutmayın

Özellikle yaz aylarında alerjik durumlar ile sık karşılaşılabileceğinden dolayı çocuğunuzun alerjisi varsa kullandığı ilaçları yanınıza almayı unutmayın. Bebeğinize daha önceden hiç tattırmadığınız bir gıdayı, ilk defa tatilde denemekten kaçının. 

8-İshal olursa daha fazla su içirin

El ve besin hijyenine ne kadar dikkat etseniz de yaz aylarında ishale çok sık rastlandığından böyle bir durumda telaşa kapılmayın. Zaten sıcak havalar nedeniyle sıvı kaybeden bebeğinize ve çocuğunuza sık sık su içirin. Vücudunun susuz kalmamasına dikkat edin. Suyun mümkünse cam şişe olanını tercih edin. Patates, elma, muz ve yoğurt gibi gıdalar yedirin. Çok yağlı ve çok şekerli gıdaların ishalini arttıracağını unutmayın. İshal tedavisinde antibiyotik fayda yerine zarar verdiğinden gelişigüzel ilaç vermeyin. Emziriyorsanız, yediklerinize ve içtiklerinize dikkat etmeniz bebeğiniz için çok önemli. Bol bol su tüketmeyi ihmal etmeyin.  

9-Tatilde esneklik sağlayın

Dr. Armağan Oğuz “Rutinler, rutin günlerde kalsın! Şimdi, hem çocuğunuzun hem sizin uzun süredir heyecanla beklediği tatildesiniz. Günlük rutinlerinize uymaya çalışmak hem sizi yoracak hem de çocuğunuzu tamamen yeni ve eğlenceli bir ortama geldiği için kurallara uymak istememeye itecektir. Çatışmaya girmeyin, aksine birlikte bol bol eğlenip gülerek tatilin keyfini çıkarın” diyor.

Bu yazıyı faydalı buldunuz mu? Hiç bir içeriği kaçırmayın bizi takip edin